Ömer Zülfü Livaneli’ nin Bekle Beni kitabıyla ilgili bir söyleşisinde dediği gibi;”Beklemek en büyük işkencedir.”
60’lı yılların sonu 70’lerin başı. Türkiye’de iktidara askeri rejim hakimdir. Bu süreçte ülkenin aydın kesimi ve kitap okuyanların büyük bölümü askeri yönetim tarafından tutuklanarak hepse atılır. Selim de bu yazgıya kurban olan insanlardan biridir. Ankara’da askeri hapisanede geçen süreçte yaşananları ve dışarıda onu ebdişe ile bekleyen eşi Leyla ve küçük kızıları Zeynep’ in hikayesidir bu kitap. Eserde, döneme damgasınu vuran idamlardan tutunda, hapishanede mahkumlara yapılan işkenceye kadar birçok konuya değinilmiş. Selim’ in en hapisteki en büyük korkusu’ bir gün askeri gardiyanların koğuşa gelipte onu işkence için götürecekleri günü beklemesidir. Bu bekleyiş onun en büyük korkusu olmuştur.
Ankara’dan başlayıp İstabul’a ve İsveç’e kadar uzanan bu hikaye dönemin olaylarına roman niteliğinde değinen,, o dönemde aydın ve okuyan kesimin, mevcut askeri rejim tarafından sindirilmesini konu alıyor.