Necati Karakuş

Necati Karakuş
@UlakApollo
Destanımızda yalnız onların macerası vardır...
Öğrenci
Ankara Siyasal
Ankara - Adana
Niğde, 27 Ekim 1996
10 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
"Gülay "Libido yaşam sevincidir." dedikten sonra tatlı tatlı gülümseyip Küba Devrimi'ni örnek göstermişti. "Ocak 1959'dan dokuz, on ay sonra ülkedeki doğum oranında dikkat çeken bir artış olmuş biliyor musun!" Aydın'ın şaşkın bakışlarıyla karşılaştığı an kahkahayı patlatıp, "Teyitli bilgi değildir" dedikten sonra devam etmişti, "Ama ben doğru olduğuna inanıyorum, çünkü hoşuma gidiyor. Devrimlerde sadece eski düzen değil, yatak odasını bile etkileyen o yoğun bastırılma duygusunun da yıkılması, en büyük siyasi enerjiye, en yüksek biyolojik coşkunun eşlik etmesi son derece mantıklı geliyor bana."
Sayfa 124 - Yazılama Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
"O yaşına kadar herhangi bir eyleme katılmayan Aydın, hazırlıksız yakalandığı teklif karşısında ne yanıt vereceğini şaşırmıştı. Oysa bu soruyla ilk defa karşılaşmıyordu. Üniversitedeyken benzer tekliflere, eylem yapmanın hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini savunarak uzak durmuştu. Bahane değil, bu onun gerçek düşüncesiydi. Eylemcilerin taleplerinin neredeyse hiçbir zaman karşılanmadığını gördüğünde de haklılığını tescil ediyor, içini rahatlatıyordu. Yine de inancın insanlar için bir ihtiyaç olduğunu anlayabiliyor, arkadaşlarına özeniyordu. Fakat her zaman ana akımı makul görmekten, statükonun değişmezliğini gerekçelendirmekten kendini alamıyordu. Ancak bu sefer içinden bir ses, bugün Taksim'de olması gerektiğini söylüyordu."
Sayfa 120 - Yazılama Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
"Yaşlı avukat şimdikilere değil ama kendi gençliğine sevecenlikle bakardı, yine olsa aynı yolları yürürdü. Aydın babasında böyle bir naifliği hiçbir zaman hissedememişti. Çok nadir bahsettiği üniversite yıllarıyla ilgili, pişmanlık yasasından yararlanmak isteyen sorgudaki biri gibi konuşurdu. "Gençlik işte” derdi, "Gençlik insanın vicdanıdır. Sonra gerçek hayatla tanışınca... Eylemler, protestolar, grevler, bildiriler; ne oldu sonra? Ölen öldüğüyle kaldı. Emekçi dediklerimiz önce askerleri sonra sağcıları alkışladı, solcular hapisten çıkıp reklam çekmeye başladılar. Boşversene." Babası vicdanını geride bıraktığı, Orhan Bey zamanının azaldığını hissettiği için sinirliydi."
Sayfa 118 - Yazılama Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
"Gençleri sadece apolitikle değil, disiplinsizlikle, çalışmaktan kaçmakla, sabırsız olmakla, konfor düşkünlüğüyle, akıllarının bir karış havada olmasıyla, ne istediğini bilmemekle, her konuyu alaya almakla suçluyordu. "Hayatta tek istedikleri mutlu olmak, ama neyle mutlu olacaklarını da bilmiyorlar." diyordu. "Hedonist bir kuşak yetişti. Kendileriyle o kadar meşguller ki, orada boğuluyorlar sonunda." Aydın farklıydı tabii, sözü meclisten dışarıydı. Oysa kendi kuşağı öyle miydi? Devrim için canlarını ortaya koymuşlar, büyük bedeller ödemişlerdi. Karşısındaki adamın konuştukça, hali vakti yerinde orta sınıf bir avukattan birazdan Kışlık Saray'ı basmaya hazırlanan bir Bolşevik komisere dönüştüğünü gören Aydın, ara sıra nükseden bu kızıl histerilerin sonunda Orhan Bey'in gerçekçilik çizgisine çekilme hızına hep şaşırırdı. Az önce Lenin'e ders verecek bir özgüvenle konuşan adamın, seçimlerde herkesin sosyal demokraside buluşması gerektiğini, sağ açılımın mantıklı bir taktik olduğunu, artık burjuvazinin bile siyasal İslamcılardan şikâyet ettiğini, Batı'nın da bunları gözden çıkardığını savunması karşısında ne diyeceğini bilemezdi."
Sayfa 118 - Yazılama Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
"Orhan Bey, o sırada eline tutuşturdukları bildiriyi okuduktan sonra kafasını kaldırdığında üzerinde kırmızı önlük olan birinin gülümseyen bakışlarıyla karşılaşmış, torunu yaşındaki gençle siyasal İslamcı iktidarı eleştirmek konusunda ortaklaşmakta hiç zorlanmamıştı. Fakat sohbet ilerleyip, laf yaşlı avukatın eldekini korumak için adres gösterdiği sosyal demokrasiye geldiğinde işin rengi değişmişti. Genç, kendine sosyal demokrat diyen partinin artık laikliği savunmadığından, işçi sınıfını umursamadığından, NATO'culuğundan, sermaye ile ilişkilerinden, halka ihanet ettiğinden bahsedince Orhan Bey'in tepesi atmış, "Sen daha dünkü çocuksun, biz neler gördük." diye söylenerek yürürken, okuduğu bildiriyi buruşturup sinirle cebine sokuşturmuştu."
Sayfa 117 - Yazılama Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı