Bence insanın en büyük trajedisi öleceğini bilmek değil; yaşamın hem gözlemcisi hem de deneyimcisi olmasıdır. Zira yaşamak farkındalığıyla anlamak isteyen insan, zihninin gerisindeki bitmek bilmez bu arayış yüzünden ne içinde bulunduğu anın hakkını verebilir ne de yaşamdan koparıp soyut düzlemde aradığı anlamı bulabilir.
Kitabın anlatıcısı gibi ben de böyle bir açmaz içerisinde tanıştım Zorba'yla. Felsefeyi raks ederek, küfrederek, kavga ederek yapan bu ihtiyar serseriyi tanımak insanın en büyük trajedesine karşı kalender bir çözüm yolu gösterdi bana.
Hayatımın en mümtaz romanlarından olan Zorba, Yaşar Kemal okurcasına bizden ve muhteşem bir anlatımla akıp gidiyor. Benim için yazarının tabiriyle Buddha kadar yaşamımı değiştiren bir karakter Zorba. Okumayı düşünen her insana belki bu denli etkileyici olması mümkün değilse de kesinlikle eşsiz bir deneyimi ve yeşil bir taş gördüğünde içten bir heyecanı vaad eden bir muhteşem bir eser.