Sokakta saldırıya uğrayan bir adamın hayatını kurtarmasiyla başlayan Martin Eden'in serüveni. Tutkulu, aşık, kalıplaşmış düşüncelere karşı duran, sorgulayan, inanan, idealleri uğruna düşüncelerini cesurca ifade eden, bir gemi işçisinin yaşamı...
Okuma ve öğrenme tutkusunun hatta yazarlık tutkusunun, bilgi açlığının, insanın kendini bulmasının,ilk görüşte aşkın, sınıf farklılıklarının realist bir anlayışla yazılarak anlatıldığı sosyal bir roman diyebilirim hatta yarı otobiyografik bir eser...zaman zaman psikolojik tahliller ve çözümlemeler sunan etkileyici ve önemli bir başyapıt gerçekten.Hislere dayalı bir aşk mıydı yoksa hırsa dayalı bir aşk mı orası tartışılır bence. Kitaba felsefi açıdan bakmak gerekirse İndividüalizmin ve Varoluşsal terapinin izlerini görmek mümkün.İyi ki okumuşum dediklerimden oldu bu kitap da. Tavsiyemdir kesinlikle.