Bu kitap, bilimi sadece deneyler ve formüller üzerinden değil, onun arka planındaki güç ilişkileri, kırılmalar ve yön değiştiren süreçler üzerinden okumaya davet ediyor. Alıştığımız “bilim ilerler ve doğruyu bulur” anlatısının dışına çıkıp, bu sürecin ne kadar sancılı ve kimi zaman yönlendirilmiş olabileceğini sorgulatıyor.
Anlatım dili sade ve akıcı. Tarihsel örnekler üzerinden ilerleyerek okuru sıkmadan ilerliyor. Ancak kitap boyunca hissedilen ana şey şu: Bilim dediğimiz yapı, her zaman tamamen tarafsız ve bağımsız olmayabilir.
Okurken en çok dikkat çeken nokta, bazı bilgilerin insanı durup düşünmeye zorlaması. Yer yer “bu gerçekten böyle mi?” sorusu akla geliyor. Bu da kitabı sadece okunup geçilen bir metin olmaktan çıkarıp, üzerine düşünülmesi gereken bir çalışmaya dönüştürüyor.
Tabii burada dikkat edilmesi gereken bir denge var. Kitap, farklı bir bakış açısı sunarken bazı yerlerde genellemeye kaçıyor hissi de verebiliyor. Bu yüzden okurken eleştirel bakış açısını korumak önemli.
Kısacası bu kitap, bilime olan bakışınızı değiştirmekten çok, onu yeniden sorgulamanıza neden oluyor. Okuyup bitirdiğinizde zihninizde yeni sorular oluşuyorsa, zaten kitabın asıl hedefi de bu.