Şermin Yaşar'ın hakkını ödeyemem... Bir öğretmen olarak çocuklara tavsiye ettiğim hiçbir kitabından olumsuz bir dönüt almadım. Birçok çocuğa belki de kitapları sayesinde okuma zevki ve sevgisi kazandırdım. Bir yetişkin olarak çocuk kitaplarını okurken çocukluğuma gittim, bir ebeveyn olarak çocuğumun dünyasını kavradım, öğrencilerimi anladım. Çocuklara nasıl davranılması gerektiğini bir kez daha hatırladım... Ama yetişkinler için yazdığı kitapları... Mükemmel, mükemmel, mükemmel... Okuduğum her şahısla empati kurdum. Selime Teyze ile çocuklarıyla, Meltem'le... Bazen kızdım, bazen hak verdim ama hiçbirini yargılamadım. Aslında yargılardım, acizim çünkü. Kendi aynama bakmadan yargılarım. Ama bu kitap empati kurduğum karakterleri yargılamama izin vermedi. Çünkü okurken her biri ben oldum. Selime teyzeyi okurken ben Selime teyze oldum, onun oğlu Erkan oldum. Bir tek Meltem'in annesiyle babası olamadım. Onlar kötüydü! Kim kötü olmak ister ki!
Uzun süre sonra,belki yıllar olmuştur,sonunda gözlerimin dolduğu bir kitap oldu. Mutluluktan ve üzüntüden yutkundum. Bir ortamda ağlayacak olursunuz da kimsenin görmesini istemeyip oradan uzaklaşmak istersiniz ya. Altı harfli bir tatlı olan Meltem bölümünde öyle oldum. Hızlı hızlı okudum. Oradan kaçtım. Çok çok güzeldi... Son yıllarda okuduğum en iyi beş kitabın içinde yerini alacaktır. Teşekkürler Şermin Yaşar...