Yani bir ayağımızla dünya üzerinde dururken, diğer ayağımızı evrensel gerçeklik düzeyine doğru uzatmanın zamanı geldi de geçiyor. Ve gerçek "ilerleme" ya da "gelişme", insanlığın bu "daha yüksek" ger çekliği kavramaya yönelmesidir.
İnsan bedeni, genellikle beynine oranla daha tembeldir.
Hayatımızı bedenin eğilimlerine bırakacak olursak, beyinsel kapasitelerimize göre epeyce geride ve yetersiz kalırız. Toplum içinde başarılı olmak için bir takım özellikler gereklidir. Bunların bir kısmı, ne yazık ki, çarpık toplumsal gelişmelerin getirdiği ve insana ters ya da hastalıklı özelliklerdir. Diğer bir kısmı ise, gerçekten de insanın doğal yapısına yararlı ve gerekli özellikler olarak dikkati çekerler. Dünya üzerinde bir yaşam sürdürmek zorunda olduğumuz ve fiziksel bir bedene sahip bulunduğumuz için, insana yarayan konuları dikkatle seçip, onları geliştirmeye çalışmamız doğru olur. Yalnız bu idmanlar ve disiplin çalışmaları sonucunda elde edeceğimiz "güçleri" ne uğurda, hangi yönde ve nereye ulaşmak için kullanacağımıza da dikkat etmemiz gerekir. Yoksa kendimizi geliştirmek ve başarılı olmak uğruna, kendimizden uzaklaşır ve mutlu olacağımızı sanırken, derin bir yanlışlıklar zincirinin içine sürükleniriz. Dışa karşı başarılı görünmeye çalışırk en, içten içe kendimizi acıya ve mutsuzluğa mahkûm edebiliriz.