hiçbir işten anlamayan devlet memurları; şehvetli gözleri, bir karış dilleri ve düşük ahlak yaşamlarıyla, dünyanın en dünyevi ve pişkin din adamları da bu davetteydi. Hiç biri, hiç bir şekilde işinin ehli değildi ama unvanlarina görev aşkıyla bağlıymış gibi korkunç yalanlar söylemekten asla çekinmezlerdi
...Artık uzakta değil kara ölüm,
Ayağımın dibine geldi, kaçamam ondan.
Öteden beri bunu kuruyorlardı demek
Zeus'la oğlu okçu tanrı,
Oysa eskiden beni nasıl korurlardı
Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte.
Yine de kıyasıya dövüşmek düşer bana,
bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim,
duysun gelecekteki insanlar bile."
Bir aslan ya da bir yabandomuzu,
köpekler, avcılar arasına düşer de hani,
nasıl gücüne güvenip, meydan okursa,
avcılar birbirine sokulup duvar olur,
karşı koyar durmadan kargı atarlar,
ama korku girmez hayvanın yiğit yüreğine,
yok etse onu yiğitliği yok eder,
Ulu Zeus'un kızlarıdır Yalvarılar,
topal, yüzleri buruşuk, gözleri şaşı,
koşarlar suçun arkasından dertli dertli,
ama güçlüdür, çevik ayaklıdır Suç.
Yalvarılardan çok önde koşar,
insanlara kötülük ede ede dolaşır yeryüzünü,
Yalvarılarsa yetişir, kötülüğü düzeltmeye kalkarlar.
Dinlerler kendilerine saygı gösterenleri,
onlara yardım ederler canla başla.
Kulak asmayan olursa, yalvarırlar Zeus'a,
Suç takılsın ona, ettiğini bulsun derler.