'Elimde kolumda senin seslerin var gel de aldırma
.
.
Seni zamansız ölümlere karşı koyuyorum hep aklımdasın
.
.
Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam'
Yaşama sevinci, fukara aptal bir sevinçti ama, hiçbir engelin durduramadığı kadar güçlüydü./Yaşama sevinci dediğimiz duygu ne garip... Çıkıp gittikten sonra insanın içinde, utanca benzeyen buruk bir şey bırakıyor, bütün yalınkat sevinçler gibi...
Böyle zamanlarda insan, yüreğini, aklını, hatta şuuraltını, birileri hep gözetliyor gibi tedirginlik duyar. Bir çeşit çıplak kalmanın utancıyla bunalır. Acaba hepimizi olduğumuzdan daha aptal, biraz daha hırçın yapan, yaşadığımız bu karanlık günler mi?