Kendi hayatımızda umudu kaybettiğimizde, hayatımızdaki pek çok mihenk taşını da kaybedebiliyoruz. Hiçbir şey yapmak, bir şeyin parçası olmak ya da kimseyle birlikte olmak istemiyoruz. İlişkiye sahip olma arzumuz yok oluyor ve kendimizi herkesten tamamen soyutluyoruz.
birisinin daima aynı şekilde kalmasını ya da tutarlı bir şekilde davranmasını beklemenin o kişi üstünde büyük bir yük oluşturduğunu fark ettim sonunda.
Hayat, kişinin sadece yaşayıp geçirdiği bir şeyden ibaret olduğunda, hayatta kalmanın gereklilikleri bütün zamanını ve gücünü aldığında, başka gereklilikler için geriye kuvvet bırakmadığında ve zaman hızla geçip elimizdeki her neyse onu ihmal içinde kurutup çürümeye bıraktığında, başkasının aynı şekilde devam etmesini beklemek gerçekten o kişi için fazlasıyla büyük bir yük.
Genelde ilaç gibi gelecek olan, durumuma ve düşüncelerime uyan kitaplar arar ve sayfaları yıpranana kadar onları tekrar tekrar okurum, her şeyin altını çizerim ve buna rağmen kitap, bana kazandıracak bir şeyler barındırmaya devam eder. Kitaplar benden hiçbir zaman bıkmaz. Zaman içinde, tamamen iyileşmemi sessizce bekleyerek bana bir çözüm sunarlar. Kitapların en güzel özelliklerinden biridir bu.