Bu ve benzeri suallerden azade hayretle göğe kalkan gözlerimiz sıradanlıkla toprağa dönüyor, karanlığına hayretle baktığımız güneşin aydınlığından uzaklaşıp kendi karanlıklarımıza yüz çeviriyoruz...
"İşte asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terk etmek değil, belki daha ziyade uhuvve-tini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadâkatin şe'nidir/işidir."
Kültür ve sanat adı altında yıllardır yaşadığımız tahribatın ve ezikliğin "yeter artık" denecek boyutları çoktan geçtiğini hepimiz biliyoruz. Zira sanat-ı ilahiyeyi mütefekkirane mütalaa eden ibad-ı salihler olmaktan, nefis, heva ve hevesi tahrik edip insanı şeytanın ve insanın kölesi yapan anlayışa tazip edilmeye başladığımız epey zaman oldu...