"Ben niyet ettim ki bu hayatı; dünyaya niye geldiğimizi, ne olacağımızı, bizi göndereni anlamadan terk etmeyeyim. Ah ne olurdu ki bu suallere ben ispatî veya inkârî birer cevap verebileyim!"
En güzel çaylar,
Bir sobanın üstünde demlendi,
En güzel kestaneler,
Sobanın ateşinde kavruldu,
İnsan en güzel ,
Bir sobanın yanında pişti belki de, ağır ağır...
Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi’nin başyapıtlarından biridir. Bu eser, Türk edebiyatında fantastik ve felsefi romanın ilk örneği olarak kabul edilir.
Amak-ı Hayal, vahdet-i vücud felsefesine inanan düşünür Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi tarafından kaleme alınmıştır. Eser, metafizik anlayışıyla materyalizme karşı çıkan yazarın eserlerini içerir. Raci adlı genç, gerçeklere dair duyduğu şüpheleri Aynalı Baba ile bir mezarlıkta paylaşır. Aynalı Baba, Raci’yi hayalin derinliklerine doğru yolculuklara çıkarır. Bu yolculuklar, Kaf Dağı, Merih ve eşlikçileri Simurg, anka, Buda ve Zerdüşt ile gerçeğin sınırlarını aşan maceralara dönüşür.
Amak-ı Hayal, tasavvuf edebiyatının en sıradışı ve mühim eserlerinden biridir. Filibeli Ahmed Hilmi’nin inancını ve fikirlerini her satırda hissettirdiği bu kitap, soyut ve manevi gerçekleri hayal, keşif ve rüya aracılığıyla anlatır. Moderniteye hiciv üslubuyla yaklaşırken, okuyucuya derin düşünce dersleri sunar.
Bu eser, insanın varoluşunu sorgulayan, düşündüren ve hayali gerçekle harmanlayan bir başyapıttır. Umarım bu inceleme, kitabı okumak isteyenlere rehberlik eder!