İran kökenli olan Selman-ı Farisi herkesin soyuyla övündüğü bir mecliste "Biz İslam'ın çocuklarıyız." der. Ben kendimi böyle hissediyorum. Bizim içinde yaşadığımız bu coğrafyanın harcı İslam olmuştur. Kültürümüz, yaşamımız, değerlerimiz ve bakış açımız istesek de istemesek de buna göre şekillenmiştir. Nihayetinde hepimiz İslam'ın çocuklarıyız. İslam bizim babamız. Babamız bize borç bıraktıysa borcunu öderiz, bundan da gocunmayız. İslam medeniyeti bugün bizim elimize mağlup şekilde ulaşmış, "İslam'ın Uhud çağında doğmuşuz." der geçeriz. Babam bana borç bıraktı diye arkasından yapıcı olmayan faydasız homurtuyu ben kendi ahlakıma yakıştırmam. Ama o borç artık benim borcum olmuştur. Bana yakışan bu borcu ödemek için çabalamaktır.
Mağlup bir medeniyet, ekonomisi ve sosyal koşullarıyla kınanamaz. Mağlubun hâlinin çok kötü olması galibin ahlaksızlığını gösterir. Bunun için Endülüs'ün, Müslümanlar fethettikten sonraki hâli ile Hristiyanlar fethettikten sonraki hâline bakmak yeterlidir. Yahut Kudüs'ün, Müslümanlar fethettikten sonraki hâli ile Hristiyanlar fethettikten sonraki hâline bakabiliriz.
"Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o (galibiyet) günlerini biz insanlar arasında devrettirip dururuz." (Al-i İmran, 3:140)