Çok kısa ama içi dolu bir polisiye öykü. İlk olarak öyküye başlamadan bilgi verdiği kısım biraz sıkıcı geliyor ancak bitirdikten sonra tekrar başa dönünce öykünün kurgusunun temelini oluşturan ve bilgi verici bir metin oluşu daha iyi kavranıyor. Nitekim yazar da öyküsünü "ileri sürdüğü önermeleri aydınlatacak bir açıklama" olarak tanımlamış. Ana karakter Dupin'in çözümleme yaptığı kısım Sherlock Holmes'ü çağrıştırıyor. Cinayet tanıklarının ifadelerinin verildiği kısımları ise istemsiz bir şekilde Müge Anlı'ya çıkan kişilerin ağızlarıyla okumaya başladım. Bu durum kitabı benim için daha eğlenceli bir hale getirdi:)
Yazar çözümleme yeteneğinin önemini açıklarken;
-Satranç ve vistin oyunlarını karşılaştırıp,
-Bu oyunlarda ustalık ile başarıya ulaşıldığını ve
-Ustalık sözcüğünü "geçerli üstünlük sağlayabileceği tüm kaynakları değerlendirmesine el veren kusursuzluk hali" olarak tanımlayıp, bu kaynaklara sıradan bir algıyla ulaşılamayacağını belirtiyor.
Tüm bu detaylı açıklamaları, ana karakter Dupin'in olağanüstü gibi görünen eylemlerini okuyucunun daha iyi kavramasını sağlıyor.
Polisiye sevenlere kesinlikle tavsiye ediyorum.
Dip Not: Matmazel Scuderi ve Voltaire'den Zadig gibi daha eski örnekler olsa da ilk dedektiflik öyküsü olarak kabul edilmektedir.
"Çözümleme gücü, basit anlamda beceriklilikle karıştırılmamalıdır; çünkü çözümleyicinin zaten becerikli olması gerekir, ancak becerikli kişi çoğunlukla çözümleme yeteneğinden yoksundur. İlkel bir yetenek olarak varsayılan beceriklilik ile çözümleme yeteneği arasındaki fark, hayal kurmak ile hayal gücü arasındaki farktan çok daha büyüktür, öte yandan birbirlerine çok benzemektedirler. Gerçek şu ki, becerikli kişiler her zaman hayal kurarlar, yaratıcı olanlar ise çözümleyicilerdir."
Baştan sona kendini kahkahalarla okutan bir oyun! Ancak bir yandan da ana karakter Harpagon'un cimriliğinin nasıl ibretlik bir düzeye ulaştığını, hem kendine hem de ailesine zarar verişini ancak bunun farkında bile olamayacak durumda oluşunu şakayla karışık bir üzüntüyle okudum. Bana biraz yüzüklerin efendisi serisindeki Gollum'un yüzüğe olan tutkusunu, sonunda adeta onu bir kölesi haline getiren ve hayatından eden o zararlı ve yıkıcı sevgiyi hatırlattı. Burada da Harpagon malına ve mülküne "aşık" bir durumda ve bunu öyle bir takıntı haline getirmiş ki, herkesi potansiyel bir hırsız olarak görüyor.
Oldukça kısa ve sade bir dille yazılmış. Diğer karakterlerin dağılımı ve hikayelerinin işleyişi de hoşuma gitti. Biraz klişe hissiyatı da uyandırdı ama sonuç olarak iyi ki okumuşum dedirtiyor.