İçimden nehirler geçiyor Mira!
Anlıyormusun beni, nehirler.
Biliyormusun!
Yüreğim birbiri ile çarpışan 'keşke'lerle dolu şuan.
Anlatamadığım o kadar çok şey var ki;
Anlatsamda, kimselerin anlayamayacağı şeyler...
Şuan İstanbul'u,
şark'ın payitaht'ından gelmiş bir mülteci gözü ile seyrediyorum Mira!
İnsanlar etrafımda karınca sürüsü gibi koşturuyorlar.
Bir morfin iğnesi yapılmış gibi,
uyuşmuş bu şehrin kılcal damarlarına akıyorlar.
Belliki, her biri omuzlarında çok ağır yükler taşıyorlar.
Şaiirin dediği gibi,
Herkes kavramışta ötekini çaresizliğinden, emeğin tabutuna zar atıyorlar.
Yüreğim sanki bir yangın yeri biliyormusun Mira!
Koca koca nehirlerin bile söndüremediği, devasa bir yangın yeri.
Yalnızlık iliklerime kadar işliyor, adeta beynimi uyuşturuyor.
Anlatmak istiyorum içimdekileri, fakat bazı şeyler var ki;
Anlatılmıyor Mira!
Serdar Özkan