İki yaşından itibaren her çocuğun ailesinde o yaşa uygun, gelişimine uygun sorumluluklarının olması gerekir. Bu, tuzluğu alıp mutfağa götürmek olabilir. Oyuncaklarını toplamak olabilir. Yani elindekini kırıp dökse bile kendisine zarar vermeyeceği ufak görevler... Bir de unutma; o, bunu doğal olarak yapacak, sen onu övmeyeceksin. Yani görüyor diye gözünü övüyor musun?
Kişi, hayatındaki en önemli kişinin kendisi, en önemli tanıklığını da kendi tanıklığı olduğunu fark edemezse hiçbir zaman hayatla ilişkisini doğru kuramaz. Kendini gerçekleştiremez.
Bu adam kendi özüne olan saygısını kaybetmek istemiyor. Besbelli ki kendisiyle kurduğu ilişki özel ve önemli... Kimse bilmiyor ama sen kendin biliyorsun. Ve sen kendin için dünyadaki en önemli insansın. Öyle olmalısın! Aksi halde yaşadığın hayat senin hayatın olmaz, - mış gibi bir hayat sürersin. Bu yüzden "benim hayatım" diyebilmen, "Yaşadım!" diyebilmen için her zaman, bu durumda olduğu gibi kimsenin bilmediği bir koşulda dahi, sen kendin için doğru olanı, adil olanı yapmalısın.
Ama o bana baktığı zaman beni görmüyor bile. Çünkü kendi çarkı içerisinde insanın özünü değil, görünüşünü görmeye programlanmış bir kültürden geliyor. "Can'a" değil, "yüz"e odaklanan bir kültürde büyümüş. Ben ise farkında olmadan onun kültürünü üstün kabul ediyor ve özümdeki zenginliklerden bihaber, acı çekiyordum.