Hikâye çok akıcı ve tek bir tuhaf deneyin etrafında dönemekte. Ünlü bir profesör, sokaktan bulduğu bir köpeğe insan organları nakleder. Deney “başarılı” olur; köpek insanlaşır. Ama ortaya çıkan şey, beklenen gibi daha iyi, daha akıllı, daha ahlaklı bir varlık değildir. Aksine: kaba, saldırgan, bencil ve iktidar heveslisi biri doğar.
Burada mesele bilimkurgu değil; toplumsal hiciv. Bulgakov şunu kurcalar:
İnsanı insan yapan şey sadece beden midir?
Kültür, terbiye, ahlak sonradan enjekte edilebilir mi?
Güç verilen ama sorumluluk öğretilmeyen biri neye dönüşür?