Bir türlü tamamlanamayan, tamam olmayan bir hayat aslında benimkisi. Hep bir şeylerin eksik kaldığı... Sevdalarım bile sen gibi yarım kalmıştır hep. İnsanın, ne yapsa bir yanı eksik kalıyor demek ki.
Mor leylaklar, onu kokusu ve rengi ile kucaklamıyorsa, sarıp sarmalamıyorsa, ruhunda derin esintiler bırakmıyorsa, zaten bir yanı yarım değil midir? Ruhunda bir şeyler eksilmemiş midir?
İnsanlar aslında en çok kendini kandırıyorlardı. En çok yalanı kendilerine söylüyorlardı. Kabullenemedikleri her şey için bir yalan uydurup, kendileri hemen inanıyorlardı. Küçük bir ihtimal dahi olsa onlara çok şey veriyor gibi geliyordu. Oysaki o küçük ihtimaller hiçbir zaman gerçekleşmiyordu.
Nisan nasıl anlatılır senin dilinde? Nasıl yazıya dökülür ki bilmem? Bahar mı gelir, çiçek mi açar ağaçlar, senin olduğun yerde? Yağmurlar mı düşer habersiz, yüreğine? Kim sahiplenir ki ilk açan çiçeği? Kimin için koparılır dallardaki ilk açan çiçekler? Geçer mi günler yediden, vurur musun ki bu limana bir bahar akşamında? Sarar mısın gittiğin, özlettiğin günler hatırına?