İnsanın kendi ruhuyla barışık olması, kendi yüreğinden şüphe duymaması ne muhteşem bir şeydi, hayran kalmıştım. Tüm olumsuz tecrübelerine rağmen geçmişin, bugüne bir şans vermek insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden biri değil midir?
Başına gelen onlarca şeye, kabuk tutmuş, tarifi edilemeyen derin acılara ve hükmü kalmış bir geçmişe sürekli sövebilirsin, sitem edebilirsin. Ama görüyoruz ki küçük bir güzellik altında her şeye yeniliyoruz. Bir bebeğin bakışına, başka birisinin gülüşüne, vapurdan esen rüzgara, bir dokunuşa... Bunca varoluşun nedeni varken bazı şeylere kızgın kalmak oldukça zor. Kalbin patlamaya hazırken ve kendimi bir intihar notu gibi bırakmak isterken sevenlerinin o tatlı tılsımına yeniliyorsun. Sakinleşmeyi, tutunmayı özüne kazıyorsun. Sonrasında yağmur gibi akıp gidiyor her şey. Gök gürültülü, sağanak. Ve sonrasında temiz bir sokak gibi canlı.