bunu kimse bilmiyor
ayşe de hilmi de sevilde
bilmiyor bilmiyor bilmiyor
kırmızı bir korkumuz var bizim
kırmızı böyle nar gibi açılan
ekmek ufalıyor saç dağıtıyor
sayıyorum sayıyorum bitmiyor
bir korku iki korku üç korku
kalp zayıfsa bir ses
hep öbürünün izinden gidiyor
tırmanıyoruz baba adlı bir ağacı
dallarını kırarak
ve tahta atını zamanın
ve orta anadolu’da
ve kaykılarak
yokmuş şimdi bir ışık dün içimi kemirdikçe
ev yokmuş oda yokmuş çocuk aşk yokmuş
aynalarda marazmış yüzüm seçildikçe
baktıkça eskitmiş baktığı günleri derdim
şehir de sorulmakmış meğer kendinden
limandı durduğum ve kış istasyonu
yırtılmış haritada kimliğimi arardı ikizim
eskirdi kapı dışında bir terlik yıllarla
bir sevmek seçerdim bir gökyüzü
bir çocuk aklımı şaşırta