Bu kitap, serideki o boğucu karanlıktan sonra ruhuma resmen nefes aldırdı. Drizzt ve dostlarının üzerindeki o ağır sorumlulukların yerini, açık denizlerin hürriyetine ve kendi keşiflerine bırakması hikayeye bambaşka bir enerji katmış. Karakterlerin artık başkalarının çizdiği kadere göre değil, kendi kararlarıyla yola çıkmalarını izlemek çok keyifliydi. Salvatore, özgürlüğün sadece bir mekandan kaçmak değil, zihnen de zincirleri kırmak olduğunu harika hissettiriyor. Yolculuk boyunca ekibin arasındaki bağların nasıl olgunlaştığını görmek, sanki uzun süredir tanıdığım dostlarımın mutluluğuna ortak olmak gibiydi. Hem huzurlu hem de merak uyandıran, seriye taze bir soluk getiren bir macera olmuş.
Bu kitap tam anlamıyla bir "kader anı" gibiydi; bunca zamandır biriken tüm gerilimin devasa bir patlamaya dönüşmesini izlemek nefes kesiciydi. Drizzt ve dostlarının, kendi küçük dünyalarını korumak için koskoca bir karanlık orduya karşı duruşu, hikayeye epik bir hava katmış. Salvatore bu kez bizi sadece bireysel dövüşlerle değil, topyekün bir hayatta kalma mücadelesinin içine fırlatıyor. O kargaşanın ortasında bile karakterlerin arasındaki o sarsılmaz bağın kopmaması, kitabın en etkileyici yanlarından biriydi. Gökyüzündeki değişimler ve büyü dünyasındaki çalkantılarla birlikte, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını derinden hissediyorsunuz. Her sayfasında sadakati, cesareti ve bir arada durmanın gücünü hissettiğim, serinin en hareketli ve vurucu kitaplarından biri olmuş.