Ağlayarak bitirdiğim bir kitap,şuan içimde biriktirdiğim düşünceleri aktarmakta güçlük çekiyorum.Bu kitap hakkında ne yazsam az gelecek ama bir şekilde düşüncelerimi yazmak istiyorum.Öncellikle İskender Pala'dan okuduğum ilk eserdi. Bu kitaptan sonra, ilk ve son olmayacak diğer kitaplarına da bakacağım.
Kitabın başında okumakta zorlanacağımı düşündüm bunun sebebi ise tarihi bir romandı lakin yanılmışım, yazarın dili çok akıcı,nasıl sayfaları çevirdiğinizi anlamıyorsunuz bile,kitabın konusuna gelecek olursak kitapta, sevipte kavuşamayan Bahşi ve papaz kızı Kaknusia'nın aşkını okuyoruz.
Kitabın içinde bolca aşk tanımı ve tasviri yapılmıştı tabiki de her karaktere göre aşk farklı tanımlanıyordu.
Bahşı karakterine göre aşk,yıllarca sevdiğini görmeden sevdiğinin içindeki aşkıyla onu günlerce aramaktı.
İshak karakterine göre aşk,sevdiği gözü önünde bir başkası için eriyip gittiğini bile bile aşkından vazgecmemesiydi.
Guanala karakterine göre aşk,sevdiği Bahşı'yı deli divane olduğu Kaknusia'yı aradığını görürken bile,onu göz ardı etmesine rağmen ona kul köle olmaktı.
Ben hangi karakterin aşkının daha gerçekçi olduğunu anlamlandıramadım çünkü her birinin aşkı ayrı ayrı içime işleyen cinstendi.
Bu arada Bahşı karakteri kaybettiği aşkını bulmak için yıllarca beklerken ben ise kitabın sonuna kadar kavuşacaklar mı diye bekleyemedim.