Bundan birkaç yıl önce, Paris'e yarım saat uzaklıkta bulunan, küçük bir kasabaya gitmiştim. Saint-Arnault-en-Yvelines adındaki bu kasabanın özelliği ve oraya gitmemin nedeni, "Mutlu Aşk Yoktur" diyen ünlü Fransız şair Aragon'un, yazar eşi Elsa Triolet ile beraber burada yaşamış olmasıydı.
Çiftin, 1951 yılında altı hektarlık ormanın içindeki Yvelines değirmenini satın alarak kurduğu sade, üretken yaşama bu sayede tanıklık etmiştim.
Beni en çok etkileyen de Aragon ile Elsa Triolet'nin 1930'lu yılların entelektüel ve siyasi yaşamına damga vuran düşünceleri, yazıları ve bunlara ilham veren evdeki 30 bin kitabın varlığıydı.
İkisinin de küçük bir yazma alanı vardı:
Fransız edebiyatının en prestijli ödüllerinden biri olan Goncourt'u kazanan ilk kadın yazar Elsa Triolet'nin odası yemyeşil bir bahçeye bakıyordu. Aragon ise buna gerek görmemişti. Devrimci fikirlerini, isyanlarını ve "Elsa'nın Gözlerini sözcüklere dökmek için belli ki bir merdiven boşluğu ona yeterli gelmişti.
*
Aragon, hepimizin bildiği meşhur "Mutlu Aşk Yoktur"unu, 42 yaşındayken, İkinci Dünya Savaşı'nda şair arkadaşları ile beraber cepheye gittikten sonra yazmıştı.
Savaş temasına da yer verdiği bu şiirinde düşünülenin aksine, mutlu aşkın olmadığını veya her aşkın mutsuzlukla biteceğini söylemiyor; aşka farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyordu:
Bir aşk ancak beslenirse, emek harcanırsa var olabilirdi. Ve her aşk içinde acı da barındırırdı.
Şöyle diyordu:
Bir tek aşk yoktur acıya gark etmesin Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ardına bakmadan çekip gitmenin hafifliğini ve ağırlığını ise şu sözlerle anlatıyordu:
"Gitmeden önce düşün. Çünkü döndüğünde bulduğunla, giderken bıraktığın asla aynı olmayacak."
*
Louis Aragon'un en büyük özelliği André Breton ile