Gargantua

Gargantua
Gəldim özümə xatirə toplayım
39 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Felsefe
10/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2021 56. kitabı
Harika bir kitap. İçinde kısa kısa ama üzerinde uzun uzun düşündürecek hikayeler mevcut. Az sayfa olmasına rağmen hemen okunacak bir kitap değil kesinlikle bana göre. Ben tekrar okuyacağım.
Felsefe-Düşünce
DeliHalil Cibran · Araf Yayınları · 201221,9bin okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
Arkadaşıma Veda kitabında Zülfü Livaneli Atatürk’ün yardımcısı Salih Bozok’un dilinden Mustafa Kemal’in hayat hikâyesini anlatıyor. Selanik’te tanışmalarından Atatürk’ün ölümüne kadar olan sürede Atatürk’ün yanında olan ve mükemmel tecrübelere tanıklık eden Salih Bozok’un gözünden yaşadıkları aktarılıyor. Kitaba 10 Kasım 1938 tarihi ile giriş yapılıyor. O tarihte Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ün yardımcısı Salih BOZOK’un yaşadıkları anlatılıyor. Hayatının çok büyük kısmını Atatürk ile beraber geçiren Salih BOZOK’un, Atatürk’ün sağlık durumunun kötüye gitmesi, umutların tükenmesi üzerine hayatına son vermek istemesi ve oğlu Muzaffer’e veda etmek için yazdığı mektup kitabı oluşturuyor. Mektubunda, neden hayatına son vermek istediğine mantıklı bir açıklama yapabilmek için 6 yaşındayken Atatürk’le tanışmasından o güne kadar yaşadıklarını, Atatürk ile ne kadar yakın olduklarını, O öldükten sonra kendisinin de yaşayamayacağını anlatıyor. Mektubunu sonlandırırken, “O ne yaparsa yapsın, ben hep yanında oldum, hep onu izledim. Şimdi de izlemeliyim çünkü başka bir yaşam şekli bilmiyorum. Belki şimdi verdiğim zor kararın nedenini daha iyi anlıyorsundur, belki de beni anlaman için biraz daha büyümelisin.” der ve mektubunu bitirir. Atatürk ile nasıl kan kardeşi olduklarını hatırlar. O zaman, “Artık bizi ölüm bile ayıramaz” demişlerdir. Atatürk’ün ölüme yaklaştığı o anlarda, Salih BOZOK ta ölüme yürüyecekti ki dışarıdan bir koşuşturma ve haykırış sesi duyuldu. Bu oğlunun sesiydi, gelecek güzel günlerin sesi. “Babaaa! Babaaaa! Dur, yapmaaa!”
Edebiyat
Arkadaşıma VedaZülfü Livaneli · Doğan Egmont Yayıncılık · 20166,2bin okunma
10/10
·330 syf.··
Beğendi
·
2021 42. kitabı
Karadeniz kıyısına bakan Çatalca’nın sabaha bir cinayet haberi ile uyanması ile hikayemiz başlıyor. Polisiye bir hikaye ile kitaba merhaba diyoruz. Çatalca’nın Yalıköy isminde ki köyünde yaşanan bu cinayet olayını araştırmak ve haberleştirmek için Arzu Kahraman adında bir gazeteci burayı ziyaret ediyor. Kapısını ilk çaldığı kişi ise bizim başkahramanımız Ahmet Arslan isminde bir emekli mühendis. Ahmet Arslan; elini eteğini her şeyden çekmiş, kitapları ile sıra dışı bir şekilde bu köyde yaşayan bir kişidir. Genç, güzel ve meraklı gazetecimiz Arzu Kahraman, kendi halinde yaşayan Ahmet Arslan’ı konuşmaya ikna eder. Köy ve cinayet ile alakalı görüşmeler sayfalar ilerledikçe Ahmet Bey’in geçmişini konu almaya başlar. Ahmet Arslan genç yaşta ailesini bir trafik kazasında kaybetmiştir. Kaza sonrası kardeşi Mehmet ile beraber dedesinde kalmışlardır. Mehmet Arslan da Ahmet Bey gibi bir inşaat mühendisidir. Arzu Kahraman ile Ahmet Arslan’ın arasında adına aşk diyemeyeceğiniz bir ilişki meydana gelir. Her akşam kendisinden ve kardeşinden bir hikaye ile Arzu’nun karşısına çıkar. Cinayet ile beraber Ahmet Bey’in şok edici gerçekleri de ortaya çıkacaktır.
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 40. kitabı
Gerçeklik değeri oldukça fazla olan bu eserde,tüyleriniz ürperecekdir. "Ben bir insandım" diyerek dünyaya gözlerini kapatan ve o zamana kadar insan olmaya,insan gibi yaşamaya çalışan,fakat belirli miktarda başarılı olan baş kahramanın başına gelenler oldukça meşakkatli olmalıdır. Livaneli kendi kaleminin farklılığını ve akıcılığını korumuş, okuyucuya mükemmel bir hikaye bırakmıştır.
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,5bin okunma