Hicran Kurt

Hicran Kurt
65 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 21:52
Büyük Bir Hevesle Başlayıp, Eksik Kalan Hikayelerin Gölgesinde Bir Yolculuk: "Bekle Beni" Zülfü Livaneli külliyatına ve özellikle Serenad gibi baş yapıtlara hayran olan her okur gibi, Bekle Beni’ye de inanılmaz büyük bir heves ve beklentiyle başladım. Livaneli’nin o kendine has, insanı hemen içine çeken anlatım tarzını daha ilk sayfalarda hissetmek harikaydı. Ancak kitabı bitirdiğimde içimde ne yazık ki tam anlamıyla doymuş bir okur hissiyatı değil, biraz yarım kalmışlık duygusu vardı. Kitap kötü mü? Kesinlikle değil. Çok daha muazzam, bir Serenad tadında akıllara kazınacak bir başyapıt olabilecekken, potansiyelinin altında kalmış gibi hissettirdi. Bunun en büyük sebebi ise anlatımdaki yer yer kopukluklar ve daldan dala atlayan kurgu yapısıydı. Okurken sanki bazı bölümler sansürlenmiş, bazı yerlerin yayınlanmasına müsaade edilmemiş de alelacele geçiştirilmiş gibi bir hava sezdim. Özellikle karakterlerin dönüm noktaları çok boşlukta kalmıştı. Örneğin; Selim ne ara cezaevinden çıktı, yurt dışına nasıl gitti, o süreçte neler yaşandı? Bu geçişlere ve detaylara biraz daha değinilmesini, o karakterlerin derinliğini hissetmeyi çok isterdim. Romanın ritmi bu kopukluklar yüzünden zaman zaman sekteye uğramış. Özetle; Livaneli’nin kalemi ve değindiği temalar her zaman olduğu gibi yine çok kıymetli. Ancak kurgudaki bu acelecilik ve boşluklar, o çok güzel olabilecek hikayenin büyüsünü biraz gölgelemiş. Eksiklerine rağmen edebiyat yolculuğu için yine de şans verilmesi gereken bir eser, ama beklentiyi bir Serenad seviyesinde tutmamakta fayda var. Puanım: 7/10
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Bağlılık, düşünmemek demektir; düşünmeye gerek duymamak demektir.
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 01:05
George Orwell’ın 1984’ü sadece bir roman değil, aslında insanlık onuruna ve özgürlüğe dair zamansız bir uyarı levhası. Winston Smith’in zihnindeki o ilk cılız isyan kıvılcımından, bireyselliğin sistemli bir şekilde yok edilişine kadar her sayfa, bugünün dünyasına tutulmuş karanlık bir ayna gibi. Kitabı bitirdiğimde zihnimde yankılanan tek bir soru kaldı: Özgürlük gerçekten 'iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmek' midir? Orwell’ın 1948 yılında kurguladığı bu karanlık dünya, bugün hâlâ ürkütücü derecede tanıdık. Kelimelerin azaltılarak düşüncenin sınırlandırıldığı 'Yenikonuş' ve gerçeğin her an yeniden yazıldığı 'Çiftdüşün' kavramları, modern toplumun ve dijital çağın karmaşasında karşılaştığımız pek çok duruma o kadar çok benziyor ki... 'Geçmişi kontrol eden geleceği de kontrol eder' cümlesini okurken, teknolojinin ve gücün birleştiğinde insan ruhunu nasıl bir cendereye sokabileceğini iliklerime kadar hissettim. Winston ve Julia’nın çaresiz direnişi, aslında en zor şartlarda bile 'insan kalabilme' çabasının hüzünlü bir özeti. Okurken hem öfkelendiğim hem de derin bir sorgulamaya daldığım bu başyapıt, bittiğinde sizi kesinlikle aynı kişi olarak bırakmıyor. Büyük Birader’in gölgesinde, hakikatin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Mutlaka okunması, üzerine düşünülmesi ve her dönem yeniden hatırlanması gereken bir kült."
1984George Orwell · Eksik Parça Yayınları · 2022199,9bin okunma
Bazen en çok sesi çıkmayanlar anlatır en gerçek hikâyeyi.
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2025 12:06
“Jamal” Üzerine Birkaç Söz – Yaşayarak Okuduğum Bir Kitabın Ardından Bazı kitaplar vardır, okursunuz ve bitince kapatıp rafa koyarsınız. Ama bazı kitaplar vardır, sizi sayfaların arasına alır, içine çeker, kalbinize dokunur ve bir süreliğine orada kalır. Selahattin Demirtaş’ın Jamal adlı kitabı tam da böyle bir eserdi benim için. Okurken sadece karakterleri takip etmedim; onlarla birlikte yaşadım, yandım, umutlandım, bazen kahkaha attım, bazen içim acıdı. Her bir öyküde, her bir satırda, yaşanmışlığın izini, insani duyguların yoğunluğunu, toplumsal kırılmaların gölgesini iliklerime kadar hissettim. Demirtaş, sade ama güçlü diliyle hem bireysel hikâyelere hem de toplumun ortak yaralarına öyle zarif bir şekilde temas ediyor ki, anlatılanlar kurgu olmasına rağmen gerçeğin ta kendisi gibi geliyor. Jamal, sadece bir karakterin ya da bir olayın hikâyesi değil. Aynı zamanda bir coğrafyanın, bir halkın, bastırılmış umutların, dirençli kadınların, suskun çocukların ve konuşan yüreklerin kitabı. Her öyküde ayrı bir dünya kurulmuş, ama o dünyaların hepsinde tanıdık bir ses var: vicdanın, adaletin ve insan olmanın sesi. Selahattin Demirtaş’ın cezaevi koşullarında yazdığı bu eser, yazma cesaretinin, kalemin direncinin ve edebiyatın dönüştürücü gücünün bir kanıtı gibi. Kitabı bitirdiğimde kendimi sadece bir okur gibi değil, aynı zamanda bir tanık gibi hissettim. “Okumak yetmez, hissetmek gerek” derler ya… Ben bu kitabı sadece okumadım; yaşadım. Ve şimdi, içimde bir yerlerde Jamal’dan kalanlarla biraz daha insan, biraz daha farkında, biraz daha dirençliyim.
JamalSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 2025868 okunma
10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2025 19:13
Roman, kitapları yakmanın bir zorunluluk olduğu, insanların bilgiye erişiminin yasaklandığı bir gelecekte geçer. Başkahraman Guy Montag, bir itfaiyecidir, ancak bizim bildiğimiz anlamda değil. Bu dünyada itfaiyecilerin görevi, yangınları söndürmek değil, kitapları yakmaktır. Çünkü kitaplar, bireylerin sorgulamasına ve düşünmesine yol açarak otoritenin baskısını tehdit eden unsurlar olarak görülmektedir. Montag, başlangıçta kurallara uyan, sorgulamayan biri olsa da, meraklı genç Clarisse McClellan ile tanıştıktan sonra düşünmeye ve sorgulamaya başlar. Clarisse’in doğaya ve geçmişe duyduğu ilgi, Montag’ın içinde şüphe uyandırır. Ancak Clarisse’in ani kayboluşu ve Montag’ın eşinin yüzeysel hayatı, onu daha da derin bir sorgulamaya iter. Bir gün, bir kadının kitaplarıyla birlikte yanarak ölmesi, Montag’ın sistemin adaletsizliğini fark etmesini sağlar. Sonrasında, bir zamanlar kitaplar okumuş ve saklamış eski profesör Faber ile tanışarak bir başkaldırıya adım atar. Kitabın ilerleyen bölümlerinde, Montag’ın içsel yolculuğu ve toplumun dışına itilmesi işlenir. Otoritenin baskısını arttırmasıyla Montag kaçmak zorunda kalır ve ormanda kitapları ezberleyerek kültürü korumaya çalışan bir grup insanla karşılaşır. Kitabın sonunda, sistemin çöküşü ve insanlığın yeniden inşa edilme umudu vurgulanır. Günümüzde de geçerliliğini koruyan bu başyapıt, her okurun üzerine düşünmesi gereken sorular bırakıyor: Bilgiye erişimimizi nasıl koruyabiliriz? Gerçekten özgür müyüz?
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
10/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2024 18:24
Mizahi bir üslup ve sürükleyici bir kurguyla kaleme alınan Arafta Düet, hepimizi barış, vicdan, erdem üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor. Biri yıllardır hapiste olan iki eşyazarın hiç karşılaşmadan beraber kaleme aldıkları roman, bu açıdan dünyada bir ilk.
Arafta DüetYiğit Bener · Dipnot Yayınları · 2024841 okunma