Fatih Harbiye, taklitçiliğin insanı nasıl kendi özüne yabancılaştırdığını ve bu yabancılaşmanın en yakın bağları (baba, sevgili, mahalle) nasıl kopma noktasına getirdiğini sert bir dille yüzümüze çarpar. Neriman’ın Fatih’e geri dönüşü, bir "yenilgi" değil, taklitçi modernliğin boşluğunu fark edip kendi köklerine tutunma çabasıdır.