Belki de “Üzgünüm” kelimesi sandığım kadar basit değildi;onurlu,romantik ya da görkemli de değildi.belki de zayıfların sığınağıydı.belki sadece kötülerin ve acımasızların merhemiydi.belki alıcılar için pek bir ödül yoktu.belki sadece boş bir vaat,boş bir hediye kutusuydu.belki şefkatsiz ve bencilceydi.belki ihtiyacı olanı alıyor ve hiçbir şey vermiyordu.
Özür dilemek birçok şeydi.yeniden doldurulan bir çukur.ödenen bir borç.özür,yanlışların ardından gelirdi.sonucun incitici bir yankısı.tıpkı bilmenin hüzün olduğu gibi,özür dilemek de hüzündü.özür dilemek bazen kişinin kendine acımasıydı.ama aslında özür dilemek kişinin kendisiyle ilgili değil,karşınızda ki kişiyle ilgiliydi.
...
Özür dilemek bağışlanma dileyen bir soruydu,çünkü iyi bir yüreğin metronomu,her şey yoluna girip olması gerektiği hale gelene kadar yatışmazdı.özür dilemek olanı geri almak değil,olanları ilerletmekti.boşluğu kapamaktı.özür dilemek bir yemindi.bir adak.bir hediye...