Bu incelemeyi klasik bir metin yerine sohbet şeklinde yazmayı tercih ettim çünkü kitap da zaten Büyük Panda ile Küçük Ejderha’nın sakin, içten diyaloglarıyla ilerliyor.
– Küçük Ejderha: Bu kitabı okurken ne hissettin?
– Büyük Panda: Sanki biri omzuma hafifçe dokunup “Yavaşla, buradasın” dedi.
– Küçük Ejderha: Yavaşlamak mı?
– Büyük Panda: Evet. Kitap çok konuşmuyor, bağırmıyor, akıl vermiyor… Sadece yanında oturuyor, o kadar.
– Küçük Ejderha: Peki çizimler?
– Büyük Panda: Metinle çizimler müthiş bir denge içinde; birbirini bozmuyor, nefes aldırıyor.
– Küçük Ejderha: Konu ne peki?
– Büyük Panda: Klasik anlamda bir konu yok aslında. Daha çok bir yolculuk, bir duygu rotası… Bazen umut, bazen huzur, bazen de soru işareti bırakıyor.
– Küçük Ejderha: Kimler okumalı sence?
– Büyük Panda: Koşturmaktan yorulanlar, kendine kızanlar, kendi iç huzurunu arayanlar…
– Küçük Ejderha: Peki kitabın özü?
– Büyük Panda: Huzur… küçük adımlarla, sessiz, sade bir dostluk hissi.
Benim için bu kitap, klasik bir hikâyeden çok ruhu ferahlatan bir dostluk sunuyor. Bu incelemeyi sohbet biçiminde yazmamın sebebi de bu: Kitabı en iyi anlatan dil, zaten kendi dili—sakin, sade ve yumuşak bir diyalog.
Yıllardır bastırdığım bir hazineyi yeniden keşfetmek üzere olduğumu hissettim. Çocukluğumda defterlerime döktüğüm hayaller, karaladığım resimler, yazdığım kısa hikâyeler… Hepsi birer tozlu köşe