Büşra Erdem

Büşra Erdem
@Yakit
'' Kendi mi mi öldürsem , yoksa bir fincan kahve mi içsem ? '' Albert Camus
Bunun kadar güzel çok az yazı görmüşümdür ...
Artık gitmek gerek! Bir turna katarı geçiyor sevgilim,görüyor musun? Görüyor musun dağları çekilmiş ve kokuyor coğrafyam.Yüzümde çok geç kalmış bir devrimin buruşuk izleri.Ne yana dönsem eksik bir türküye sarılan insanlar görüyorum.Nereye gitsem dilleri ve gözleri bir birine benzeyen kadınlar ve adamlar.Peki bunlar neden korkmuyorlar? Neden ölmüyorlar? Dön baba dön oynuyoruz başkasının kara parçalarında dön baba dön başkasının sularında.Kim çekip çıkaracak bizi bu şizofrenik kuyudan.Kim dokunacak yüzümüzde ki Allah kadar eski çizgilere. Hasbinallah! Ekşi,küflenmiş bir ekmek gibi kokuyor bu şehrin koltuk altları.Köpeği vurulmuş bir çoban sessizliğine gömülmüş gibi oluyor bu saatlerde.Herkes kendi ihanetine dönüyor ve herkes bir 'kes' arıyor 'kes' sizliğinde! Kocaman adamlar ve kadınlar kahkahalarında saçları daha yeni örülecek kıvama gelmiş kızları, önce doğurup sonra boğuyorlar! Sonra herkes kadeh kaldırıyor kaybettiklerine. -Şerefe -neye içiyoruz? -gidenlere.! -kim gitti? -kimse kim -doğru ya.Herkesin bir gideni var.Di'mi? -birde gönderdikleri.. -... Şimdi küfretmeden allaha ve kara parçalarına koşmak gerek.Terlemiş bir attan beter kokan bir ülkeden bahar kokan bir ülkeye pamuk toplamaya gitmek gerek.Söz vermek ve sözünde durmak gerek.Gerektiğinde değil doğru zamanda doğru yerde olmak/ölmek gerek.Lastik ayakkabılarımızı güneşe koyup kocaman bir sessizliği kokutmak gerek.Ekmek arası torak yemenin hazına süphan eteğinde varmak gerek.Karacadağ da tektonik bir gölde tüm günahlarımızdan arınıp şiirimizi oraya bırakmak gerek. Lâ havle! Yetmişlik bir adamı on yedilik bir kız çocuğuna dokunurken boynundaki muska ile boğmak gerek.Otogarları ve Muş'u yakmak gerek.! Tanık olduğum her anı belleğimden nasıl sileriz bilmem ama tanık olabileceklerimi bıyıklı pis bir adamın
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
En sığındığım şiirlerden biri...
Ölelim Dilba! yaşayamadıklarımız için yaşını unutan kalemimiz için dudaklarını büken düşlerimiz için sütten kesilmiş öpüşlerimiz için ölelim! ölüm hangimizi daha çok sevecek dilba! senin anne olma hayalini mi?benim annesiz kalışımımı mı?sevecek en çok gözlerini kapatmadan önce ne olur avuçlarına bak orada sana gülen binlerce sen var korkma sakın! bak benimde korkularıma tüküren binlerce ben var dilba! sokul yanıma lütfen telaşa tekmil durma tekmil tereddüt öncesi tetiği öpme eylemidir yapma! bak etrafına hiç kimse yok tanıksızca ölüyoruz gülüyoruz ama gözükmüyoruz ses yankısını yitirdi, yankı tırnaklarını, tırnaklar ise çoktan tutanaklarını Dilba! bana bir hikaye anlat içinde beni yaşadı son kez hiçbir hikaye kolayca hükmünü yitirmez senin dilinde sen de duydun mu bu sesi, o sesi, şu sesi hiç görünmeyen sesleri sesler gittikçe çoğalıyor sesler çoğaldıkça nefes alışımız azalıyor saatler diz çöker önümüzde zaman dilsiz, orman bakire takvimlerde isimlerimiz tarifsiz kalır belki, belki de takdirsiz ölüm saati tespit edilmeyen müstakil bir aşkın gıyabında ölmek ile uyumak arasında kalışımızın kanıtıdır bu gece dilba! Sen susarken ağzımın kenarında kenar mahalleleri ne kaçan şiirler şamanizme inanırlar Şahı'nı öldürmekle suçlanan piyonlar gibi, tüm sürrealist tablolar camileri müze sanırlar picasso pişman olur dilba! Dilba ben dilba… Diljin Kovexi
Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum Seni süt içmeğe çağırıyorum parmaklarımdan Kara yılan ... Sezai Karakoç
Yakasız gömleği giysem eğnime Biricik resmini koysam koynuma Ne zaman geçirsem ipi boynuma Sarılırsın diye aklım çıkıyor... Her beden bir candan sorumlu sanma Hey! Ruhu kalbimi saran muamma! ... Benim bir kurşunluk işim var amma! Vurulursun diye aklım çıkıyor... Cemal Safi
“sen bir bayram sabahında erkenden kalkıp misafirliğe gidecek gibi güzelsin. fırtınalı bir günde kedileri apartmanın içine alır gibi, akşam yemeğinden sonra çöpü çıkartır gibi, dışarda kalan ayakkabıları içeri alır gibi güzelsin. hiç farkına varılmayacak yerlerde mümkün olmayacak kadar güzelsin.”