Ölelim Dilba!
yaşayamadıklarımız için
yaşını unutan kalemimiz için dudaklarını büken düşlerimiz için
sütten kesilmiş öpüşlerimiz için ölelim!
ölüm hangimizi daha çok sevecek dilba!
senin anne olma hayalini mi?benim annesiz kalışımımı mı?sevecek en çok
gözlerini kapatmadan önce ne olur avuçlarına bak orada sana gülen binlerce sen var korkma sakın!
bak benimde korkularıma tüküren binlerce ben var dilba!
sokul yanıma lütfen
telaşa tekmil durma
tekmil tereddüt öncesi tetiği öpme eylemidir yapma!
bak etrafına hiç kimse yok tanıksızca ölüyoruz
gülüyoruz ama gözükmüyoruz ses yankısını yitirdi, yankı tırnaklarını, tırnaklar ise çoktan tutanaklarını Dilba!
bana bir hikaye anlat içinde beni yaşadı son kez
hiçbir hikaye kolayca hükmünü yitirmez senin dilinde
sen de duydun mu bu sesi, o sesi, şu sesi
hiç görünmeyen sesleri
sesler gittikçe çoğalıyor
sesler çoğaldıkça nefes alışımız azalıyor
saatler diz çöker önümüzde zaman dilsiz, orman bakire takvimlerde isimlerimiz tarifsiz kalır belki, belki de takdirsiz ölüm saati tespit edilmeyen müstakil bir aşkın gıyabında ölmek ile uyumak arasında kalışımızın kanıtıdır bu gece dilba!
Sen susarken ağzımın kenarında kenar mahalleleri ne kaçan şiirler şamanizme inanırlar
Şahı'nı öldürmekle suçlanan piyonlar gibi, tüm sürrealist tablolar camileri müze sanırlar picasso pişman olur dilba!
Dilba ben dilba…
Diljin Kovexi