Kaçma hayalleri kuruyordum -zaten sanayileşmenin en korkunç yanı, kaçışı zorunlu kılmasıdır. Yığınları üreten bir sistemde bireyselleşme tek çıkış yoludur. İyi de o zaman bir arada yaşayan insan topluluğuna, yani topluma ne olur?
Küreselleşme uleması ne derse desin, doğduğunuz yer -içine doğduğunuz yer, o yerin tarihi, o tarihin sizinkiyle nasıl eşleştiği- kim olduğunuza damgasını vurur.
Sözcüklere ihtiyacım vardı, çünkü mutsuz aileler sessizliğin işbirlikçileridir. Sessizliği bozan, hiçbir zaman bağışlanmaz. O, kendi kendini bağışlamayı öğrenmek zorunda kalır.
İlk günlerde Tanrı’yı sevdim elbette, Tanrı da beni sevdi. Eh, bu da bir şeydi. Hayvanları ve doğayı da sevdim. Ve şiiri. Sorun insanlardı. Bir başkasını nasıl seversin? Bir başkasının seni sevdiğine nasıl güvenirsin?