İnsan bir kez akıl hastanesine girdi mi, delilik dünyasında var olan özgürlüğe alışıyor, hatta ona bağımlı hale geliyordu. Sorumluluk altına girmek, ekmeğini kazanmak için çalışıp çabalamak, sıkıcı,rutin günlük işler yapmak zorunda değildiniz burada. Sabahtan akşama dek bir tek resme bakmak ya da bir kağıdın üstüne saçma sapan çizgiler çizmekle oyalanabilirdiniz. Her şey hoşgörü ile karşılanıyordu. Çünkü ne de olsa kişinin aklından zoru vardı.
O güzel siyah gözler yaşla dolarak bir elifbalık kağıt kadar küçük ve etrafı enli dantelalarla süslü, ince keten mendille o elmas parçalarını gözlerinden almaya mecbur oldu.