Yasin Çiftçibaşı

Yasin Çiftçibaşı
@Yasincfbs
Hayat kısa hikayeleri değerlendir.
Öğretmen
Şanlıurfa
Şanlıurfa, 26 Nisan
3 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde Bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin Tütmesi gereken ocak nerde?
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Umut en büyük kötülüktür çünkü işkenceyi uzatır.
Yalnızlık... Yalnızlık; farklı farklı yazılarda, farklı farklı yazarlardan, farklı dillerde, farklı duygularla anlatıldı; anlatılmaya çalışıldı. Farklı insanlar, farklı zamanlarda okudular, inandılar, bağlandılar, gülüp geçtiler, bazen de kendilerini buldular yazılarda. Herkesin yalnızlığı farklıydı neticede. Kimi sandı ki; aşık olduğu yoksa ya da sevdiği yanında değilse; yalnızım. Kimi kalabalıklar arasında kendine yer bulamadı, dedi ki; yalnızım. Kimi anlattıklarını dinleyecek birini bulamadı, kimi anlattıklarını anlayacak birini bulamadığından yalnızdı. Herkes yalnızdı, her şey yalnızdı. Koskoca dünyada insan bir kendine kalmıştı. Peki kendinden kendine bir şey kalmayanlar? Durup aynaya bakamayan, yolda tek yürüyen değil; yürüyecek yolu olmayan, derdini kimselere değil, dağa taşa değil; kendine bile anlatamayanlar? Onlar neydi? Yalnız mıydı? Kayıp? Yitik? Neydi bu; yaza yaza tükenmeyen, anlatarak bitmeyen sonu gelmez destansı yalnızlık masalı? Bizi yalnız bırakan eller miydi, biz miydik? Bizdik. Bu masalın hem kahramanı, hem kara şövalyesi, hem de yazarıydık. En büyük kimsemiz ve kimsesizliğimiz kendimizdik, bilemedik.
Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün hakkını kaybedersin.” Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz… Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der: “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!” Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev… Gözlerimiz midelerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük… Ve insan yaşlandıkça besler, gençleştirir arzularını. Biriktirdikçe hayata olan bağlarını artırır. Öyle bağlanır ki hayata, bir gün bu diyardan göçüp gideceği fikri zamanla yitip gider aklından… Tüketmeye de çok meraklıdır insan. Biriktirdiği paranın, eşyanın, malın-mülkün yanında zaman tüketir, söz tüketir… Benlik biriktirirken, benliğini tüketir… Sofraya koyabildiğimiz bir bardak çayın, zeytine, ekmeğe ulaşabilmenin bir zenginlik olduğunu ne zaman fark
ᴇğᴇʀ ᴀʏɴɪ ɪ̇ᴍᴛɪ̇ʜᴀɴᴅᴀɴ ɢᴇçᴍᴇᴅɪ̇ʏsᴇɴɪ̇ᴢ,ᴀʏɴɪ ᴛᴀşʟᴀʀᴀ ᴛᴀᴋɪʟɪᴘ ʏᴇʀᴇ ᴋᴀᴘᴀᴋʟᴀɴᴍᴀᴅɪʏsᴀɴɪᴢ, ᴀʏɴɪ sᴀɴᴄɪɴɪɴ ᴘᴇşɪ̇ɴᴅᴇ ɢᴇᴄᴇʟᴇʀ ʙᴏʏᴜ ɢöᴢʏᴀşɪ ᴅöᴋᴍᴇᴅɪ̇ʏsᴇɴɪ̇ᴢ ᴠᴇ ʏᴀʀᴀɴɪᴢ ᴀʏɴɪ ʏᴇʀᴅᴇ ᴅᴇğɪ̇ʟsᴇ ᴋɪ̇ᴍsᴇɴɪ̇ɴ ʏᴀşᴀᴅɪᴋʟᴀʀɪ ʜᴀᴋᴋɪɴᴅᴀ ʙᴜ ᴋᴀᴅᴀʀ ᴋᴏʟᴀʏ ᴋᴏɴᴜşᴍᴀʏɪɴ. Çüɴᴋü ᴋɪ̇ᴍ, ʜᴀɴɢɪ̇ sᴀᴠᴀşᴛᴀ, ɴᴇʟᴇʀɪ̇ɴɪ̇ ʏɪ̇ᴛɪ̇ʀᴅɪ̇ ʙɪ̇ʟᴇᴍᴇᴢsɪ̇ɴɪ̇ᴢ...