asuman: Beni artık sevmiyorsun, öyle mi?
mükremin: Ya seni seviyorum da, seni sevmeyi eskisi kadar sevemiyorum.. hani eskiden seni sevmenin, birbirimizi sevmenin, yeşil gevrek bir tadı vardı. seni güldürmenin lezzeti damağıma yerleşir, orada mutlu mesut yaşardı.. yani bir şey olduğu vakit, ilk bunu koşayım gideyim, Asuman'a söyleyeyim tarzında bir haberci telaşı olurdu.
asuman: şimdi n'oldu peki? mükremin:bilmiyorum asuman, bilmiyorum.. kalbim bir kuyunun dibindeki suyun içinde nefes almaya çalışan bir gariban.yukarı tırmanmaya çalışıyor.. ama ne yapsın? kuyunun duvarları düz.. kuyunun duvarları ıslak...
“Hiç kimsenin senin ahlaki değerlerine erişemeyeceğinden o kadar çok eminsin ki herkesi bağışlıyorsun. Bundan daha kibir dolu bir davranış olamaz. Başkalarını affetmek için bulduğun bahaneleri kendin için asla kullanmazsın. Merhametli olmalısın ama bunun belli bir ölçütü olmalı.” Dogville
İnsanlar tarafından öldürülüyordu. Sadece ikinci savaş elli milyon insanın canına mal olmuştu. Hem de dünyanın en uygar yerinde. Goethe’lerin, Schiller’lerin, Beethoven’lerin, Dante’lerin, Cervantes’lerin uygarlığında.