Paul Auster okumak muazzam lezzetli. Böyle sıcacık insan ilişkileri, sokaklar, yaşananlar ve iyi hissettiren duygular. Akıp giden okunası bir kitap ve aynı zamanda düşündüren hımm bu benim ülkemde de böyle benzer dedirten kısımlar... Bu adam sanırım Murakami den sonra en sevdiğim.
Yeğenimin sevdiği kadında beni en çok duygulandıran özellik, kadının mutlak bir özgürlükle hareket edişi, kendini unutup içinde bulunduğu anı, hep var olan ve giderek genişleyen bu anı doyasıya yaşayışı oldu. Otuz yaşlarında olduğunu tahmin ettim; ama bir genç kız kadar çevik ve saf görünüyordu; bu kadar güzel bir kadının sıradan bir beyaz tulum ve ekose pamuklu gömlekle sokağa çıkması çok hoşuma gitti. Bunun bir özgüven belirtisi, ancak çok güçlü, ayağı yere çok sağlam basan insanlarda görülebilen başkalarının ne diyeceğine aldırmama tavrı olduğunu hissettim.