İlk kez Virginia Woolf’un kaleminden bir eser okudum. Deneme türünde yazılmış olan bu kitap, yazarın seminerlerdeki konuşmalarından oluşuyor. Çok akıcı olmamakla birlikte az hacimli bir eser olduğundan kitap elinizde günlerce sürünmekten kurtuluyor. Yazar; hala günümüzde dahi devam eden kadın-erkek eşitsizliği, ayrımı üzerinde durmakta. Toplumun kadına belli kalıplaşmış roller atfetmesinden, kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapmasından; yaşadığı dönemde elit diye nitelendirilecek ailelerin dahi kadına hakkettiği değeri vermediğinden dem vuruyor. Yazar kadının toplumdaki yerini geniş bir perspektiften; tarihsel gelişim içerisinde, kültürel ögelerle ilişkilendirerek okura sunuyor. Bu anlamda kadınlara hayata atılmaları için yer yer sert ikazlarda bulunuyor. Kadının “hayatta ben de varım, hayatın ta içindeyim” diyebilmesinin önünde hiçbir engelin bulunmadığının aksine önceki dönemlere kıyasla kadının olağanüstü imtiyazlara sahip olduğunun, geriye sıralanan tüm gerekçelerin tamamen bahanelerden ibaret kaldığının altını çiziyor. Kitapta en etkilendiğim cümle de şu oldu: “Çocuklar bir daha hiçbir şekilde arzulanmadığında kadınlara da bir daha hiçbir şekilde gerek duyulmayacak.” Umarım bunu bir kenara not edersiniz, diyor yazar. İyi okumalar dilerim :)