Sen değerlisin, fakat dünya değil. Zannetme ki buraya aitsin. Kim kaldı ki burada ey fani? Sende geçip gideceksin. Değmeden bu dünyanın tozuna-kirine, bulaşmadan pisliğine geçip gideceksin ebedi köyüne. Çakıl taşı olarak mı, yoksa nadide bir elmas olarak mı? İşte gerçek değerin biçilsin diye "har" bir ateşte yanmaktasın. Bu nedenle bu kadar bunalmaktasın. Böylesine için için ağlamaktasın. Göğsüne sıkışan nefesin değil, değerindir. Ortaya çıkacağı günü beklemektedir. Yaraların açıldıkça sinene, göz yaşların süzüldükçe ince ince, tebessüm olsun yüzünde. Çünkü bazen hüznü ve kederi sevdiğine veriyor
Rabbü'l-âlemin; kimlerdensin bilinsin diye!