Yazarı Erlend Loe dünyanın ennn mutlu ülkelerinden Norveç’ten. Bir üçlemenin ilk kitabı Doppler . Serinin sonraki kitapları Volvo Kamyonlar ve Bildiğimiz Dünyanın Sonu. Üçlemeler güzeldir:) Kitabın ismini veren
Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu , SS ile Türkiye’nin yakın tarihindeki derin ilişkileri gözler önüne seriyor. Pehlivan ve Terkoğlu, çok ses getirecek kitaplarında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkındaki iddiaları araştırıyor, devlet içinde örgütlenen yapıları ve birbirleriyle ilişkilerini gün yüzüne çıkartıyor ve sırlarını ortaya koyuyor. Kitabın yazarlarından Barış Terkoğlu bir konuşmasında kitap için “Bir kitap yazarsınız ve birine ithaf edersiniz, size o kitabı yazdıran duyguyu en iyi temsil ettiğini düşündüğünüz kişiye ithaf edersiniz. Biz kitabımızın girişine şöyle yazdık; enkaz altındaki yalnız halkımıza. Çünkü sadece 11 il enkaz altında değil, hepimiz enkaz altındayız, yalnızız.” Ancak yine de tıpkı iki Barış gibi bizim de umudumuz kavi, direncimiz yüksek olsun. Benim mutlaka okuyun dememe gerek yok kitap ilk çıktığı ayda 100binleri geçerek geniş bir okuyucu kitlesine ulaşacağını gösterdi bile.
Heyecanla beklediğim, Gündüz Vassaf'ın yedi yılda tamamladığı ilk romanı Ressamın İsyanı . İtalyan ressam Caravaggio'nun hayatı ve çalışmalarını odağa alan biyografik bir kitap bekliyordum. Ancak kitap bunun çok ötesine geçiyor. Kitabın ana karakteri ressamın İtalya’da geçen kısa ama fırtınalı hayatı ve eserlerinin peşine takılmışken hikâyeye kendi yaşamı, aşkları ve hayata anlama arayışları katılıyor. Karşımıza çıkan kitap kurmaca, biyografi veya anı kitaplarından hiç birine sığmıyor. Hepsi veya hiçbiri diyebiliriz türüne veya Gündüz Vassaf’ın tabiriyle “formülsüz” bir metin. Kitapta pek çok tema hem ressam hem de ana karakter üzerinden işleniyor: İnsanlık halleri potasında sanat, yaşam, aşk, kayıplar ve tabi bunlara ödenen bedeller. Vassaf’ın oldukça lirik, çağrışımsal bir anlatımı var romanda. Kitapta esas oğlan çoğu zaman ressamın eserlerine ve hayatına ilişkin öğrendiklerinin üzerindeki etkisini ve kendi duygu ve düşünce dünyasındaki karşılıklarını sentezleyerek anlatıyor. Tabi bu da anlatının takibini güçleştiriyor. Belki okuduğum dönemde genel bir odaklanamama problemi yaşamam nedeniyle sorun bende olabilir. Kitabın üç editörü var ama hiç dipnot kullanılmamış. Bunun bir tercih olmasını anlıyorum ama düşüncem yazarın anlatımının daha iyi anlaşılabilmesi için zaman zaman açıklayıcı bilgi verilmesi gerektiği yönünde. Bazı kısımları anlamak için araştırırken kitabı okumadaki insicamım bozuldu. Bu da Everest Yayınlarına dert olsun:)