Filozofların bir bölümü, mutlak bilinci ve mutlak varlığı, varlık türlerinin temeli olarak gördüler ve sistemlerini bunun üzerine inşa ettiler. İnsan, mutlak varlığın ideal sistemini yeryüzünde kurmayı hayal ettiği zaman, yeni bir teori doğdu:
Komünizm.
Komünizm, bu bakımdan Marx'la başlamadı. İnsanın saf ve temiz idealinde, inançlarında komünizm, ilkel biçimleriyle sürekli var oldu. Mala, mülke, mevkiye karşı bir duruş, bunların olmadığı bir cennet ideali, inanan saf insanda her daim var oldu. Bu ideali uygulamak veya teorileştirmek isteyenler tarih sahnesine çıktı. Mazdek bunun en yalın örneğidir. Thomas More, Campenella gibi düşünürler, kurdukları ütopyalarla, insanlığı baskısız, özgür bir geleceğe taşımaya çalıştılar.
İnsanoğlu, yeryüzünde mülkiyetin yarattığı eşitsizliklerden sıyrılıp, o saf cenneti kurma arayışından hiçbir çağda vazgeçmedi. Bu arayış sadece siyasi bir teori değil, insanın güce, mala ve mevkiye yenik düşen dünyaya karşı, kendi temiz inancını ve özgürlüğünü koruma adına verdiği zamansız bir direniştir...
"İhtiyacınız olan tek şey yalnızlıktır, büyük, içsel bir yalnızlık. Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak... İşte insan buna erişebilmelidir."
Ceylan Çünkü kaliteli yalnızlık, insanın yalnızca dünyadan değil, kendi içindeki kalabalıktan da bir süreliğine uzaklaşabilmesiyle başlar. Bu ruhun kendi içinde yaptığı sessiz bir düzenlemedir. Nazik yorumun için teşekkür ederim. İyi akşamlar...
Bu sayfada paylaştığım her şiirimin, her yazımın ve her düşüncemin arkasında zaman, emek ve zihinsel bir süreç var. Yazdıklarımı paylaşma amacım yalnızca beğeni kazanmak ya da etkileşim üretmek
Asya Çok teşekkür ederim. Evet, bazen insanlara yaralarını parmakla göstermek, görmek istemeyenin yarasına da fazla can yakmadan parmak basmak gerekiyor...
Bu sayfada paylaştığım her şiirimin, her yazımın ve her düşüncemin arkasında zaman, emek ve zihinsel bir süreç var. Yazdıklarımı paylaşma amacım yalnızca beğeni kazanmak ya da etkileşim üretmek
Bibliophile Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Yalnız küçük bir düzeltme yapayım; hoca değilim:))
Bu yorumunuzun benim için ayrı bir değeri var. Çünkü yazdığım metnin özü de buydu. Bir yazı, okunup üzerine düşünülmediği sürece yalnızca harflerden ibarettir. Ona anlam veren şey ise okuyan zihnin ve hisseden insanın varlığıdır.
Beğeniden önce okumayı, hüküm vermeden önce anlamayı seçtiğiniz için teşekkür ederim. Bir yazan için en kıymetli karşılık, gerçekten okunmuş olmaktır...
İyi akşamlar, sevgiyle kalın...
İmam-ı A’zam, “Lâ isrâfe fi’l-hayri kemâ lâ hayra fi’l-israfi” diyor. Yani “Hayırda ve ihsanda –fakat müstahak olanlara– israf olmadığı gibi, israfta da hiçbir hayır yoktur.” Başlık bu sözden esinlenmiştir...