İnsan kaderin karşısındaki çaresizliğini gizlemek uğruna tesadüf diye bir kelime uydurdu. Asıl gizlemek istediği iradesinin zayıflığından doğan acıydı. Beklenmedik her karşılaşma insanı bir diğer büyük karşılaşmaya hazırlamak içindir belki de. Rastlantı gibi görünen bu çarpışmalar, kaderin büyük zincirinin halkalarıdır ve mühim olan insanı bekleyen o son yüzleşmeye hazır olmaktır.
Bir kapının eşiğinden geçtiğimiz anda her şeyi geride bırakabilseydik keşke. Kapıyı ardımızdan kilitlediğimiz anda bütün kötülükler ve uğursuzluklar dışarıda kalabilseydi ne güzel olurdu. İnsan her kapıya böylesi bir umutla elini uzatır ama unuttuğu bir şey var, o karanlık, vücudunun her bir hücresine ve ruhuna sirayet etmiştir bir kere.
Yeniden yalnız kalınca, dinlenmekle geçmeyecek bir ruh yorgunlu çöktü üstüme; hiçbir şeye inanacak, umut edecek gücüm kalmamıştı. Uyumsuzum biriydim ve hayat yetişmeye çalıştığım her vagondan beni dışarı atıyordu. Kollarımdaki derman tükendiğinden tutunmayı da bıraktım, içimdeki düşmanla boğuşmaktan usanmıştım.