Çocuklar ebeveynlerinin gereksinimlerini engellemediğinden emin oldukları davranışlarının değiştirilmek istenmesine şiddetle karşı koyarlar... Yetişkinler de çocuklar gibi başkasını engellemeyen davranışlarını değiştirmeleri için zorlandıklarını hissedince özgürlüklerini korumak için şiddetle savaşırlar.
Ebeveynler çocukların kendi gelecekleriyle ilgili karar vermeleri sırasında, onları etkilemeye çalışarak, etkili olma şanslarını tümüyle kaçırmış olurlar.
İnsanlar çatışmanın sonucuna aldırmadıklarında karşılarındakinin gücüne teslim olabilir; ama sonuçtan gerçekten etkileneceklerini düşündükleri zaman alınan kararda paylarının olmasını isterler.
Ebeveynler çocuk-çocuk çatışmalarına hakim ya da hakem olarak yaklaşınca sorunu sahiplenme yanlışına düşerler. Sorun çözücü olarak araya girerek kendi çatışmalarını sahiplenme sorumluluğunu taşımak ve çatışmalarını kendi çabalarıyla nasıl çözeceklerini öğrenmek şansını çocuklara vermezler. Bu da çocukların büyümesini, olgunlaşmasını engeller ve ömürleri boyunca onları kendileri yerine karar verecek bir otoriteye bağımlı bırakır.
Çocuklara yapmaları gereken şeyi yapmalarını hatırlatmak onların sorumlu davranabileceklerine güvenmemek demektir. Ebeveyn sorumluluğu çocuğa vermediği sürece çocuk da sorumsuz olmayı sürdürecektir. Öyleyse "Ya çocuk unutursa..." düşüncesiyle ona önceden hatırlatmaktansa, unuttuğu zaman Ben iletisi göndermek daha sağlıklıdır.