"Sorgucu: Bize "kafa"dan söz et!
Fra. Raoul: Kafa mı? Evet, Fra. Hugues de Peraud başkanlığında yapılan yedi ayrı toplantıda kafayı ben de gördüm.
Sorgucu: Nasıl tapıyorlardı?
Fra. Raoul: Şöyle.. Kafa ortaya çıkarılıp gösterilince, herkes kendini yere atıyor, cübbelerini açıyor ve tapıyordu.
Sorgucu: Kafa nasıldı?
Fra. Raoul: Korkunçtu. Bana bir şeytanın, bir Maufe'nin yüzüymüş gibi gelirdi. Her gördüğümde o kadar korkardım ki, bakmaya cesaret edemezdim."
De ki: 'Allah'ı bırakıp da size ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Halbuki her şeyi işiten, her şeyi bilen Allah'ın kendisidir." (Maide: 76)
Yaptıkları ayinlerde, bazı durumlarda, kedinin kuyruk altının öpülmesi de gerekliydi. Kimi zamanlarda da, bu kedi putu, yakılmış çocuklardan elde edilen yağla ovuluyordu. Tapınakçılar, savaşta ölmüş kardeşlerinin cesaretlerinin kendilerine geçmesi amacıyla, yemeklerine ölmüş şövalyelerin küllerini serpiyorlardı.
Hepsini topladığı gün meleklere, 'Şunlar mı size tapıyordu?" der.
Dediler ki, 'Sen yücesin, velimiz (dostumuz) onlar değil, Sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çokları onlara inanıyordu. " (Sebe: 40-41)