“Kendine karşı en ufak bir saygısı olan bir adam hayatta kalıp kalmayacağını değil, eylemlerinin doğru mu yanlış mı oldugunu, yaptıklarının iyi vir adama mı yoksa kötü bir adama mı ait olduğunu düşünmelidir.”
Bazen hayat öyle bir noktaya gelir ki, insan kendine durup şu soruyu sorar: “Ya başka bir yol seçseydim?” Gece Yarısı Kütüphanesi tam da bu sorunun peşinden giden bir hikâye. Nora’nın hayatı, içindeki keşkelerle hepimize tanıdık geliyor. Pişmanlıklar, yanlış kararlar, eksik kalmış hayaller… Ama ya farklı bir seçim yapsaydık, gerçekten daha mutlu olur muyduk? Matt Haig, modern insanın tükenmişliğine, tatminsizliğine öyle içten bir yerden dokunuyor ki, kitabı okurken kendi hayatınızı da sorgulamadan edemiyorsunuz. Belki de, sahip olduğumuz hayat sandığımızdan çok daha değerli.
Olmamız gereken tek bir kişi var. Hissetmemiz gereken tek bir varoluş var. Her şey olabilmek için her şeyi yapmamız gerekmiyor, çünkü zaten sonsuzuz. Yaşadığımız her an sonsuz olası geleceğe gebe.