Biri beni bu kitabın içinden çıkarabilir mi? Ya da vazgeçtim, beni orada bırakın. "On Üç’ü Bağlamak" ve "On Üç’ü Saklamak" resmen duygularımla ping pong oynadı. Bir sayfada kahkaha atarken diğerinde gözyaşlarımı siliyordum.
Shannon’ın o sessiz gücü, Johnny’nin korumacılığı... Ah kalbim! Seri bitti ama etkisinden çıkmam epey sürecek gibi. Mutlaka, mutlaka okuyun!
Her şey, Shannon Lynch’in Tommen Koleji’ndeki ilk gününde yanlışlıkla bir rugby topunun hedefi olmasıyla başlar. O topu fırlatan kişi ise okulun yıldız oyuncusu, yakışıklı ve popüler Johnny Kavanagh’dır. Bu kaza, birbirine tamamen zıt iki dünyanın çarpışmasına neden olur.
Shannon Lynch: Geçmişinde ağır zorbalıklara maruz kalmış, evinde ise babasının şiddeti ve yarattığı travmalarla boğuşan, sessiz ve içine kapanık bir kız. Tek amacı hayatta kalmak ve dikkat çekmemektir.
Johnny Kavanagh: Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip gibi görünen bir "altın çocuk". Ancak o da profesyonel rugby kariyerini tehdit eden ağır bir sakatlıkla ve üzerine yüklenen büyük beklentilerle mücadele ediyor.
Johnny, Shannon’ın o ürkek tavırlarının arkasındaki acıyı fark ettiğinde, onu dünyadan (ve bazen kendi ailesinden) korumayı görev edinir.
On Üç’ü Bağlamak (Binding 13): Onların tanışmasını, aralarındaki çekimin yavaş yavaş nasıl derin bir bağa dönüştüğünü ve Johnny’nin Shannon’ın koruyucusu haline gelişini anlatıyor.
On Üç’ü Saklamak (Keeping 13): Bu bağın çok daha zorlu sınavlara girdiği, sırların açığa çıktığı ve Shannon’ın kendi sesini bulma mücadelesini konu alan, serinin en duygusal zirve noktası.