“Bir insanı sevmekle başlıyor her şey.”
Ama her şey orada da bitiyor aslında…
Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna adlı eseri, görünmeyen yalnızlıkların, sessiz iç dünyaların ve fark edilmemiş hayatların romanı. Raif Efendi'nin hayatı boyunca bir deftere, bir hatıraya, bir kadına ama en çok da kendi içine gömülüşünü anlatıyor.
Kitap, klasik bir aşk hikâyesi gibi başlar ama çok geçmeden okur anlar ki; bu aslında bir ruhun sakince çürüyüşü, bir hayatın içten içe vazgeçişidir. Ve bu vazgeçiş, yüksek sesle değil, derin bir sessizlikle anlatılır.
“Beni en çok yoran şey, hayatta hiç kimseyle aramda tam bir yakınlık kuramamış olmamdır.”
Madonna, yani Maria Puder, belki de Raif’in asla yaşayamadığı cesaretin simgesidir.
Raif Efendi ise biziz kendimizi yıllar boyu içimizde saklayan, yaşayamadan yaşlanan herkes.
Sabahattin Ali, bu romanda kelimeleri birer kurşun gibi değil, birer çöküş gibi kullanır.
Okudukça değil, sustukça ağırlaşır bu kitap.