Ne güzel bir kitaptı. Hiç bitmesin istediğim bir film gibiydi, ben bitirmek istemedikçe o aktı gitti.
Birbirinden uzakta ama oldukça zorlu hayat yaşayan 3 kadının hikayesi. Hindistan, İtalya,Kanada… hangisine daha çok üzüldüm, hangisini daha çok içselleştirdim bilmiyorum. Üstüne biraz düşünmem gerekiyor.
Üst tabakanın dışkılarını toplayan parya Smita mı ? Güçlü, kendi ayaklarının üstünde duran ama kansere yakalanan ve hayatı değişen Sarah mı? Yoksa saç atölyesini babasının ölümünden sonra iflastan kurtaran Giulia mı? Hepsinin hikayesi üzücü…
Üç kadının hikayesini tıpkı saç örgüsü gibi bir ondan bir diğerinden bahsederek anlatmış ve bu çok güzel bir kurgu olmuş. Saç örgüsüne benzettiğim bu üç kadının hikayesinin kitabın sonunda birleşmesi ise örgünün ucuna bağlanılan toka gibi hissettirdi.
Kitabın sadece son sayfası bile beni etkilemeye yeterdi. Yazılan her şey çok anlamlı. Her biri biraz ben…
Aklımda kalan en güzel sözle bitireyim “ Bir insanı kurtaran, bütün dünyayı kurtarmış sayılır.”