"İnsan," diye yazmıştı Thoreau Walden'da, "hayallerine doğru güvenle yürüdüğü ve hayalindeki hayatı yaşamak için çaba gösterdiği taktirde gündelik hayatın akışı içinde aklına dahi gelmeyecek bir başarıya ulaşacaktır."
Klişe olmuş hatta biraz da mizahla karışık fakat her şeye rağmen hakikati işaret eden "Bana çocukluğunu anlat." Meselesi var ya...Hani insanın özyurdu olan çocukluğu, sonradan esiri olduğu duyguları bastırdığı, düğümlerin atıldığı çocukluğu. Terapist, bu minvalde sorunun kaynağını bulmak adına bir yetişkinle çocukluğuna doğru daha derinlere yolculuğa çıkar.
Peki terapistin karşısındaki kişi bir çocuksa ne olacak? Tee yillara dayanan yaşantısı olmayan, sadece bugünü olan küçücük bir çocuk... Peki terapist, sorduğu sorulara çoğunlukla "Bilmiyorum, konusmak istemiyorum beni anneme götür" diye cevap verebilecek bir çocuğa nasil ulaşacak? Hep reddedilmiş veya kabul görmemiş bir çocuk, henüz tanıştığı bir insana bunlari nasil anlatacak?
Küçük Dips'in karanlık bir kuyunun dibinden, güneşe doğru olan yolculuğunu keyifle okuyacaksınız.
Münevver'in Doğum Günü
Yapraklara dallara, yeşillere, allara,
nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara.
Yaprak dala, al yeşile yaraşır,
gayrı bundan böyle vermem seni ellere
Nazım Hikmet RAN
İnsanlar bugüne katlanmak yerine, hayal güçlerini seferber ederek geçmişin kötülüklerini çağrıştıracak hatıralarla meşgul olmasalar, daha az acı çekerlerdi.