Nur

Nur
@Zencikedy
Öğrenci
Adana
Adana, 25 Mayıs 2006
2 okur puanı
Mart 2025 tarihinde katıldı
Sevgili Vincent Van Gogh, Fırçanı her tuvale sürdüğünde içindeki yalnızlığı ve umudu görebiliyorum. Sen yıldızlara bakarken kimse anlayamadığı ne gördüğünü ama şimdi yıldızlara her bakan 'Yıldızlı Gece' ni hatırlıyor. Biliyorum hayatında hep kenarda durdun. Seni kimse anlayamadı. Deli dediler ama sen sadece fazla hissettin fazla düşündün. Kimse içindeki fırtınayı kasırgaları dinlemeye çalışmadı. Ama şimdi ben her tablonla senin içini dinliyorum. Renklerle konuştun sen Vincent. Sarının o derin sıcaklığını, mavinin hissettirdiği umudu... O ayçiçekleri hala tablolarında yaşıyorlar. Senin izlerin, duyguların, hissettiklerin onlar gibi sen de varsın hala. Keşke bir gün gelecek ve seni anlayan insanlar olacak diyebilseydik. Belki anlaşılmak senin daha az yalnız hissetmeni sağlardı. Ama bil ki tablolarında hala yaşıyorsun Vincent. Sana teşekkür ediyorum. Artık yalnız değilsin.
Reklam
Sevgili Ludwig Van Beethoven, Sana bu satırları yazarken fonda ay ışığı sonat çalıyor. Her nota içime dokunuyor, onu çalışını ve ruhunu hissedebiliyorum. Seni hiç görmedim, hiç duymadım ama seni hissedebiliyorum... Seni ilk dinlediğimde çok etkilenmiştim. Sağır olduğunu öğrendiğmde içim düğümlenmişti ve senden daha fazla etkilenmeye başlamıştım. Nasıl oluyordu da duymayan biri bu kadar iyi besteler yazabiliyordu? Bunu çok düşündüm, anlamaya çalıştım. Fakat aklım almıyordu. Sonra farkettim ki sen müziği kulaklarınla değil kalbinle duymuşsun. Onu hissederek yazmışsın. Seni dinlerken zaman duruyor gibi oluyor. Sanki dünyanın gürültüsü susuyor da geriye sadece kalbin sesi kalıyor. Acının içinden bu kadar güzellik çıkarabildiğin için çok teşekkür ederim...
"Missing one inside of me Deathly loss, this can't be real I cannot stand this hell I feel Emptiness is filling me To the point of agony Growing darkness, taking dawn I was me, but now he's gone No one but me" Metallica-fade to black
Son zamanlarda ne kadar dinlensem de tam anlamıyla toparlanamıyorum. Uyuyorum, uyanıyorum, kahvemi içiyorum, günü geçiriyorum ama içimde sürekli bir huzursuzluk bir ağırlık var. Bedenim kilometrelerce koşacak kadar dinç ama beynim bir düşünceyi dahi kaldıramayacak kadar yorgun. Düşüncelerim bile yavaşladı. Bir anı hatırlamak bir kelimeyi hatırlamak, bir karar vermek bile zaman alıyor artık. Geçmiş, gelecek, sorumluluk, endişe, kaygı... Hepsi aynı anda konuşuyor sanki beynimin içinde. Ve ben hepsini aynı anda susturmaya çalışıyor gibi tükeniyorum. Her şey zihnime çok ağır geliyor. Ve bazen öylece durmak istiyorum. Hiçbir şey yapmadan öylece sessizce köşeme çekilip durmak... Ama durduğum anda da başka bir yorgunluk başlıyor: suçluluk. Sanki sürekli bir şeyler yapıp zamanımı verimli geçirmek zorundaymışım gibi hissediyorum. Her anı verimli geçirmek için yaşamak çok yoruyor belki de zihnimi. Bazen de en büyük cesaret "artık yoruldum" diyebilmektir. Ve ben bugün bunu diyebiliyorum. Yoruldum. Ve belki de bunun farkında olmak bile benim için bir başlangıçtır. Belki de iyileşmenin ilk adımını bunu yaparak atıyorumdur. 'Sesimde söyleyemediğim sözler var' o kadar çok şey birikti ki içimde... Ne zaman anlatmaya kalksam sustuklarım daha çok bağırıyor. Yine de ne zaman umutsuzluğa kapılsam kendime tekrarlarım. 'Bir çaresi bulunur elbet, canım. Bir uyuyup uyanalım' Her şeyden uzaklaşmak istiyorum ve sadece gözlerimi kapatıp uyumak. Belki de daha güzel bir sabaha uyanırım. Belki bir sabah dermanını bulurum. Biliyorum her şeyin bir sonu var. Hiçbir şey kalıcı değil. Her şey geçecek. Yeter ki bir sabaha daha dayanabileyim. Çok zorluk var evet ama yine de... Her şeyin sonunda... 'Bir çaresi bulunur'
Bazı sabahlar uyanmak istemiyorum. Gözlerimi açınca hiçbir şey değişmeyecek biliyorum çünkü. Aynı duvarlar, aynı tavana bakan gözlerim, aynı iç sıkıntısı… Hayat bir tekrardan ibaret ve ben bu döngünün içinde yavaş yavaş eriyorum. Yeni günün heyecanı yok içimde. Sadece uyumak ve uyanmak. Çok sevdiğim uyku bile zevksiz olmaya başlıyor. Sanki her şey üstüme üstüme geliyor gibi de ama aynı zamanda hiçbir şey olmuyor gibi. Dünya dönüyor ve ben olduğum yerde sayıyorum gibi. Büyük bir boşluk ve içimde dolduramadığım, anlayamadığım... Bu boşlukla yaşamayı öğrenmek zorundayım. Çünkü ben dahil kimse farketmiyor. Düşüncelerim zihnimde yankılanıyor susturamıyorum. Kafamın içinde çok farklı bir evren var gibi. Çok fazla düşünce var ve hepsi farklı birer insan gibi. Zihnim yorgun olduğumu söylüyor ama ne dinlenmek fayda ediyor ne de uyumak. Hiçbir şey yetmiyor..hiçbir şey olmuyor ve hiçbir şey istemiyorum. İstemek bile ağır geliyor. Belki de kaybolmak bu. Bir gün farkediyorsun ve sen artık sen değilsin. Sadece bir zamanlar içinin dolu olduğunu düşünüp aslında boş olan bir kabuksun. İçin gitmiş. Ama yine de yazıyorum. Belki bir yerlerde biri anlar diye...
Reklam