Hızla giden bir arabanın dikiz aynasına yansıyordu hayatın anlamı, öyle bir şey varsa tabii; tan kızıllığında, gecenin bağrında, bir dostun yanı başında. Hareket halinde olan için ölüm yoktu, tasa yoktu; devinim vardı sadece, dünyayı berraklaştıran, yaşamı anlamlı kılan.
Benim gibi o da birtakım ufak olaylarla karşılaşmış.Ne var ki böyle olaylar,göle atılan taşın suların hem yüzeyini hem de derinliklerini karıştırması gibi,duru cevheri en ufak darbede baştan sona sarsılan ruhlar için çok büyük bir şeydir.
Gelecekti,davranışıyla söz vermişti bana.Günlerdir aramızda gizliden gizliye bir anlaşma dolaşıp duruyordu.Duygularla yüklü ruhlarımız bir kelimeyle patlayacak gibiydi.
Evrende olup biten şeylere duyarlı ve derin bir kavrayışla bakan birine,neredeyse herşey,kendi başına bütüne eklemlendiği için,haz veren bir şey olarak görünecektir,bu şey başka bir şeyin rastlantısal sonucu olsa bile bu böyledir.Böyle biri vahşi hayvanların açılmış ağzından,ressamların ve heykeltraşların tüm doğayı taklit eden eserlerine kıyasla daha az keyif duymayacaktır.
Güneş,vadiyi döşek gibi gözler önüne sererek tepeleri öyle bir şehvetle kızıla buluyordu ki doğanın,yarattıklarını sevişmeye çağırdığı bu ezeli ilahiler ilahisinin sesini dinlememek elde değildi.