Zeynep

Zeynep
@Zeynep1648
Gülcan Kurtul kaleminden BİRİNCİ BÖLÜM Sabah saat altıydı. Doğanın yeni yeni uyanmaya başladığı tan vaktiydi. Havada hafif ama keskin bir serinlik vardı. Kalın pijamasından içeri sızan soğuk hava onu bir an titretince battaniyesine daha sıkı sarıldı. Hava o kadar temizdi ki yeni oluşmuş çiğin tatlı kokusu geldi burnuna. Uykularından uyanan kuşların, esneyen ağaçların, rüzgârda salınan yaprakların kokusunu bile alabiliyordu. Rüzgârın o tatlı nağmesi doldu kulaklarına. Gözlerini kapatıp bu sesi dinledi sadece bir süre. Mest oldu. Bir eliyle elindeki defteri, bir eliyle üstündeki battaniyeyi tutarak balkondaki koltukta oturuyordu Ayla. Alacakaranlık olduğu için ufuktaki kırmızı çizgiden başka bir şey gözükmüyordu. Çizgi yavaş yavaş genişlerken, elindeki kalem boş sayfanın üstünde bir tek nokta bile oluşturmadan bekliyordu öylece, sabırla... Ve böyle ilerliyor satırlar severek soluksuz okuyacağınız okudukça kendimizden birşeyler bulduğumuz bir kitap yazarın emeğine kalemine yüreğine sağlık
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Zeynep

, bir kitap okudu
10/10
·328 syf.·
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Gülcan Kurtul
9.8/10 · 58 okunma
Yazar Gülcan Kurtul kaleminden Bir çocuğun içindeki sessiz çığlıklarını kaleme döktüğü çok manidar bir kitap "...Derin, sessiz bir bekleyişle geçti yıllar. Sana söyleyecek söz bulamadım. Kafamın içinden sana destanlar yazarken, belki de attığım her adımda seninle konuşur, dertleşir, gülüşürken, yüzünü gözlerimin önüne getirip hasret giderirken; dışarıdan bir heykel kadar sessizdim." "...O eski ve yaşlı arabanın içinden bir baş uzanıyor gülen gözlerle. Gözler senin değil. Baş senin değil. Yine de gülümsüyorum... Babasız nasıl yaşanır bilemiyorum çünkü. Ama dolmuyor işte. Bir şeyler eksik, bir şeyler fazla, bir şeyler yanlış, bir şeyler farklı... Diyemiyorum kimseye. Özlüyorum bir şeyleri. İçim yeniden cız ediyor, bu sefer daha kuvvetli. Yine de belli etmiyorum." Kelimeler söylenmediğinde ne olur? Gönderilmemiş mektuplardan oluşan bu son derece kişisel koleksiyonda yazar, babasıyla olan ilişkisinin çalkantılı sularında gezinerek sevginin, hayal kırıklığının ve özlemin karmaşık dansını keşfediyor. Her mektup onun ruhuna açılan bir pencere ve eksik kalmış aile bağlarının karmaşıklığını ve söylenmemiş gerçeklerin ağırlığını ortaya çıkarıyor. Yazar, samimi düşünceleri aracılığıyla okuyucuları kendi iç yolculuklarına çıkmaya ve çoğu zaman görmezden gelinip ifade edilmeyen ve derinlerde biriktirilen duygularla yüzleşmeye davet ediyor.
Çocuklar Nasıl Anne-Baba ister? Nevzat Özer Yüzyıllardır insanların kalbine girmenin bir yolu var: Sıcak bir söz, içtenlik ve bir gülümseme... Günümüz insanın bu hengâmede en büyük ihtiyacı anlaşılmak ve anlamak. Bu yüzdendir ki 21. yüzyılda Anne ve Baba olmak daha etkin ve yetkin bir çaba gerektiriyor. Çağımızın çocuğunun dikkatini cezbedecek ve dağıtacak bir sürü uyarıcı var. Büyük bir sanal otobandalar bu sanal otobanda birilerine neredeyse çarpma- maları imkânsız gibi. Toza toprağa bulanmayan, dedesiz, ninesiz, ninnisiz büyüyen yüzyılımızın çocuklarını nasıl anlayacağız, onlara nasıl anne babalık yapacağız? Ebeveyn olarak kadim kültürümüzden getirdiğimiz bir sürü deneyimimiz var. Bu tecrübeleri hem modern hem de geleneksel bir yaklaşım içinde yüreklere dokunmaya çalışarak etkili ve bilimsel bir bakış açısıyla harmanlayıp nasıl bir Anne ve Baba olmalıyızı irdeleyip ele almaya gayret ettik. Bir insanın duygularını değiştirmeden davranışlarını değiştiremezsiniz. Belki de uygulamaya geçirmede en çok zorlandığımız konu budur. Çocuklarımızın önce kalplerini fethetmeliyiz. Bir kalbimiz var bu kalp vücuda sadece kan pompalamak gibi bir görevi yok. Kalbi tekrardan keşfederek anne ve babalığı ama her şeyden çok insan olma sanatını öğrenip öğretmek zorundayız.