Tanımayan bir erkek ve kendini tanıtmayan bir kadının öyküsü bu. Yetişkin bir kadının parmaklarıyla fakat genç bir kızın saf ve toy kalbiyle dile getirdiği tanınmamasının serzenişiydi aslında okuduklarım. Daha görmeden eşyalarına hayran olmuştu o adamın. Merdivenlerdeki ayak seslerine, anahtarının kilitte çıkardığı sese, kitaplarına ve heykellerine bile aşık olmuştu. Belki de görülmemişliğin, babasızlığın eksikliğini gidermeye çalıştı çocuk kalbi bu genç adama aşık olurken. Bir yandan tüm tutkusuyla deli gibi hayran, bir yandan da bu tutkusunu gizli tutmaya çalışan bir çocuktu aslında o... Hoyrat bir erkek ve saf bir genç kızın öyküsü bu. Aslında tamamen bu çocuk kalpli kadının öyküsü desek daha doğru olur. Sadece kadının gözüyle ve kalbiyle yaşadığı tutkularını anlatıyor Zweig. Dört paragrafta erkeği ve sayfalarca kadını anlatıyor. Klasik mi? Klasik. Şaşırdık mı? Şaşırmadık. Psikolojik irdelemelerle okunmaya devam edilecek, gün içerisinde çabucak bitecek bir kitap. Tavsiyelerimle...
Zeynep Karakurt